Ölümden Sonra Yokluk Varsa Yaşamanın Amacı Nedir?

Diyemeyecek olmanında anlamı kalmayacak çünkü yok olmuş olucaksın ölümden sonra yaşamın olmadığına inansaydın eğer sen nasıl yaşardın?
hiçbir şey yapmazdım varla yok olmam bir olurdu birde müslüman olmasaydım napardım diye hiç düşünmedim belki hırsızlık yapardım bilemiyorum
 
Ölümden sonrasını düşünmüyorumda ama yaratılış amacıda demeyelim buna. Her canlı bireyin yaşama içgüdüsü var.

Evren komple Canlı vücutların bir birinin içine geçmiş halidir diye düşünüyorum.
Anne ve baba vücudu bizim için büyük bir akıl almaz evren gibiydi. Kara deliklerden geçip bu dünya ortamına ulaştık.

Ve uzayda bile Karadelik olduğunu öğrendik. Bunun ne demek olduğunu anlayan insan zaten aydınlanır.

Resimlerle anlatırsam dünya üzerinde hala o mikroskobik spermler gibiyiz. Sadece görünümümüz ve duyularımız farklı.

Bazen ileri boyuta geçmenin yolu Dünyanın merkezine doğru inmektir diye düşünüyorum. Anlaya bilene.

67288745_2080051838765410_6954223282597920768_n.webp


fertilisation-ACJ17J.webp




Evren genişliyor diyorlar. Bu da çocuk doğduktan sonra onun büyüyüp iç organlarının genişlediği mantığıyla bir tutuyorum.
Mesajlar otomatik olarak birleştirildi:

İç içe geçmiş Canlılar boyutu.
Boyut atladığımızda yaşam zamanımız artıyor.

Böyle düşünüyorum yani.
 
bu yaşadığımız dünyada en küçük şey bile bize etki ediyor ama öldükten sonra keyif aldığın mutlu zamanları hatırlamıyıcaksın
mesela 1 yaşındayken yediğin dondurma senin için bir anlam ifade etmiyorsa yada hatırlamıyorsan öldükten sonrada bunlar hiçbir şey ifade etmiyicek
ya hocam oldukten sonra etki etmesine ne gerek var ben bugun mutluyum niye intihar etmek isteyeyim
 
Afedersiniz Sperm iken 1 haftalık felan yaşam ömrümüz varken
Boyut değiştik insan olduk ortalama 70 yıl yaşam zamanı kazandık.

Ne diye? Tabi yaşamak içgüdümüzle sıcak bir ortam arıyorduk.
 
Hepinize merhabalar arkadaşlar. Uzun bir süredir aklımda olan bir soru var. Ateistler ya da herhangi bir dine inanmayan kişiler, doğal olarak ölümden sonraki hayata da inanmıyorlar. Peki, ölümden sonraki hayata inanmıyorlarsa neden bu kadar çok çalışıyolar kendilerini zorluyolar. Bazıları reenkarnasyona inanabilir, ancak çoğu kişinin ölümden sonra tamamen yok olacağını düşündüğünü biliyoruz.

Eğer bir insan, öldükten sonra tamamen yok olacağına inanıyorsa, yani bir daha asla var olmayacağını düşünüyorsa, yaşamanın amacı nedir? Sonuçta öldükten sonra hiçbir şeyi hatırlamayacak ve sanki hiç var olmamış gibi olacak.

Şöyle bir cevap verilebilir: “Zaten bir kere geliyoruz, o yüzden hayatın tadını çıkaralım.” Ama burada asıl merak ettiğim nokta şu: Eğer ölümden sonra tamamen yok olacağına inanıyorsan, yaşadığın mutlulukların ya da deneyimlerin de aslında hiçbir kalıcı anlamı olmayacak. Bu durumda yaşamanın amacı nasıl açıklanır?

Sorumu yanlış anlamayın, kimseyi eleştirmiyorum. Sadece bu konudaki farklı bakış açılarını merak ediyorum. Lütfen konuyu başka yerlere çekmeden, sadece bu soruya odaklanarak cevap verin.
Şu soru en nefret ettiğim sorulardan ama karşı kesminde bizi anlamaya çalışmasından mütevellit cevaplarım hep. Yani doğa bizi bi şekilde meydana getirdi bugün bu dünyada yaşıyoruz. Tek bi hayatın var sonrası yok. O hayatı iyi değerlemdirmek istemez misin. Çoğumuz neye inanırsak inanalım uzun yıllar yaşayacağına inanıyo ölümü düşünerek yaşayan yokki. Aynı gelecek planlarını yapıyo herkes, ileride refah içinde yaşamak için çalışıyo öteki hayat olsun olmasın. İnsanı buhrana iten bir şey yokki burda. Ha şunu dersen anlarım madem tanrı yok ve yaptıklarından hesaba çekilmeyeceksin neden iyilik yapıyosun neden kötülük kolayken kötüyü seçmiyosun. Kaldıki müslümanım diyen bir çok kişiye de din kötülük yapmasına engel değil. Mecbur kalınca insan her şeyi yapar ama bu sık sık olmadıkça insanın içinde kötü bi his olur rahatsızlık verir. Bu neye inandığınla alakasız tamamen yetiştirilme şekline bağlı. Yani inançsıza madem öteki taraf yok neden düzene uyuyorsun diye sormaktan ziyade inanana madem cehennem var neden kötülük yapıyorsun diye sormak daha doğru olur
 
Hepinize merhabalar arkadaşlar. Uzun bir süredir aklımda olan bir soru var. Ateistler ya da herhangi bir dine inanmayan kişiler, doğal olarak ölümden sonraki hayata da inanmıyorlar. Peki, ölümden sonraki hayata inanmıyorlarsa neden bu kadar çok çalışıyolar kendilerini zorluyolar. Bazıları reenkarnasyona inanabilir, ancak çoğu kişinin ölümden sonra tamamen yok olacağını düşündüğünü biliyoruz.

Eğer bir insan, öldükten sonra tamamen yok olacağına inanıyorsa, yani bir daha asla var olmayacağını düşünüyorsa, yaşamanın amacı nedir? Sonuçta öldükten sonra hiçbir şeyi hatırlamayacak ve sanki hiç var olmamış gibi olacak.

Şöyle bir cevap verilebilir: “Zaten bir kere geliyoruz, o yüzden hayatın tadını çıkaralım.” Ama burada asıl merak ettiğim nokta şu: Eğer ölümden sonra tamamen yok olacağına inanıyorsan, yaşadığın mutlulukların ya da deneyimlerin de aslında hiçbir kalıcı anlamı olmayacak. Bu durumda yaşamanın amacı nasıl açıklanır?

Sorumu yanlış anlamayın, kimseyi eleştirmiyorum. Sadece bu konudaki farklı bakış açılarını merak ediyorum. Lütfen konuyu başka yerlere çekmeden, sadece bu soruya odaklanarak cevap verin.
Her şey bir deneyimdir bu hayata gelmemiz bile bir deneyimdir biz müslümanlar ve diğer kitabi dinler ahirete inanıyoruz bu inanç umutsuzluğa kapilmamamiz icin bir gerekce fakat din disinda baktigimizda hayatin amacinin devamlilik oldugunu goruyoruz
 
Ölüm olmadan yaşam, yaşam olmadan ölüm olmaz. Tarihe bakarsan bir çok inançsız insan var ama ölümünün üstünden seneler geçmesine rağmen kendilerinden bahsettiriyorlar. Yani iyi yaşamak, keyif almak ve bir kişide dahi olsa iz bırakıp hatırlanmak, kuru kuru ölmemek lazım.
 
Hepinize merhabalar arkadaşlar. Uzun bir süredir aklımda olan bir soru var. Ateistler ya da herhangi bir dine inanmayan kişiler, doğal olarak ölümden sonraki hayata da inanmıyorlar. Peki, ölümden sonraki hayata inanmıyorlarsa neden bu kadar çok çalışıyolar kendilerini zorluyolar. Bazıları reenkarnasyona inanabilir, ancak çoğu kişinin ölümden sonra tamamen yok olacağını düşündüğünü biliyoruz.

Eğer bir insan, öldükten sonra tamamen yok olacağına inanıyorsa, yani bir daha asla var olmayacağını düşünüyorsa, yaşamanın amacı nedir? Sonuçta öldükten sonra hiçbir şeyi hatırlamayacak ve sanki hiç var olmamış gibi olacak.

Şöyle bir cevap verilebilir: “Zaten bir kere geliyoruz, o yüzden hayatın tadını çıkaralım.” Ama burada asıl merak ettiğim nokta şu: Eğer ölümden sonra tamamen yok olacağına inanıyorsan, yaşadığın mutlulukların ya da deneyimlerin de aslında hiçbir kalıcı anlamı olmayacak. Bu durumda yaşamanın amacı nasıl açıklanır?

Sorumu yanlış anlamayın, kimseyi eleştirmiyorum. Sadece bu konudaki farklı bakış açılarını merak ediyorum. Lütfen konuyu başka yerlere çekmeden, sadece bu soruya odaklanarak cevap verin.

Hocam kimsenin bir şeye inanmadığı falan yok ya, herkes neyin ne olduğunu gayet iyi biliyor. Sadece kuraldı, yasaktı uğraşmak istemiyorlar; 'istediğim her şeyi yapma yetkim olsun, kimse beni sınırlamasın' kafasındalar. İşlerine gelmeyince tabii 'inanmıyorum' derler ama öleceklerini anlayınca nasıl çark ettiklerini hepimiz biliyoruz, tam komedi. XD

Şaka bir yana, çoğu bunu oturup düşünecek kapasitede bile değil. Adamlara soruyorsun, 'valla hiç düşünmedim' diyorlar. Kendi fikri olan yok ki; çoğu koyun gibi kalabalık nereye giderse oraya akıyor. Sorgulayacak beyin olmayınca popülasyona uymak en kolayı tabii, emin ol durum bu.

AL Buda Söylediklerimin Kanıtı (yazarken aklıma geldi XD)
 
shortsta gezereken karşıma çıktı bu dümbük ne diyor la
 
Hocam kimsenin bir şeye inanmadığı falan yok ya, herkes neyin ne olduğunu gayet iyi biliyor. Sadece kuraldı, yasaktı uğraşmak istemiyorlar; 'istediğim her şeyi yapma yetkim olsun, kimse beni sınırlamasın' kafasındalar. İşlerine gelmeyince tabii 'inanmıyorum' derler ama öleceklerini anlayınca nasıl çark ettiklerini hepimiz biliyoruz, tam komedi. XD

Şaka bir yana, çoğu bunu oturup düşünecek kapasitede bile değil. Adamlara soruyorsun, 'valla hiç düşünmedim' diyorlar. Kendi fikri olan yok ki; çoğu koyun gibi kalabalık nereye giderse oraya akıyor. Sorgulayacak beyin olmayınca popülasyona uymak en kolayı tabii, emin ol durum bu.

AL Buda Söylediklerimin Kanıtı (yazarken aklıma geldi XD)
İnsan nankördür eğer eline azıcık bile olsa bir şey geçerse hep daha fazlasını ister en sonunda bu isteklerden doğan sıkıntılar ortaya çıkar , insanın kısıtlı olması güzel bir şey sana disiplin verir mesela sabah namazına kalkıp namazdan sonra ev işlerinin bir kısmını halledersen akşam daha rahat edersin (dini bir şey olarak algılamayın örnek gösteriyorum) , bence zaten sınırımız olmasaydı her insan kendi ahlakını kendi düzenini oluşturur ve çoğu kişiyle anlaşamazdı
 
İnsan nankördür eğer eline azıcık bile olsa bir şey geçerse hep daha fazlasını ister en sonunda bu isteklerden doğan sıkıntılar ortaya çıkar , insanın kısıtlı olması güzel bir şey sana disiplin verir mesela sabah namazına kalkıp namazdan sonra ev işlerinin bir kısmını halledersen akşam daha rahat edersin (dini bir şey olarak algılamayın örnek gösteriyorum) , bence zaten sınırımız olmasaydı her insan kendi ahlakını kendi düzenini oluşturur ve çoğu kişiyle anlaşamazdı

Bende zaten bunu söylüyorum: “özgürlük” bahanesiyle kendilerini yozlaştırıyorlar, sonra da bu saçmalığa katılmayan herkese “yobaz” diyorlar. Kendilerini entelektüel ve medeni sanan bu tipler aslında cahilliğin ve sürü psikolojisinin kitabını yazıyor ama farkında bile değiller. Sosyal medya, Hollywood vs. sayesinde kendilerini zeki ve üstün görüyorlar.

Özgürlük adı altında çıplaklığı, cinsel fantezileri, eşcinselliği, teşhirciliği (teşhirci kıyafetleri), evlilik öncesi cinsel hayatı hatta evlilik sonrasında da, dini hicvi normalleştiriyorlar (ki fark ettiyseniz normalleştirmek istedikleri çoğu şey cinsellikle alakalı şeyler, bunu bir düşünün mesela).

Kısacası modernlik diye pazarladıkları şey, ahlak ve görgü kurallarını ,gelenek ve göreneklerimizi ve kültürümüzü ayaklar altına almak. Buna karşı çıkan herkese de “gerici” damgası vuruyorlar.

Gerçek şu: toplumun ayakta kalması için net ahlak kuralları olmalı ve toplum Gerçek özgürlük hakkında bilinçlendirilmeli (yoksa amerikalılar gibi tamamen İQ’suz,düşünme yetisini yitirmiş ve sürüye kapılmış bir toplum çok yakın)
 
Şu soru en nefret ettiğim sorulardan ama karşı kesminde bizi anlamaya çalışmasından mütevellit cevaplarım hep. Yani doğa bizi bi şekilde meydana getirdi bugün bu dünyada yaşıyoruz. Tek bi hayatın var sonrası yok. O hayatı iyi değerlemdirmek istemez misin. Çoğumuz neye inanırsak inanalım uzun yıllar yaşayacağına inanıyo ölümü düşünerek yaşayan yokki. Aynı gelecek planlarını yapıyo herkes, ileride refah içinde yaşamak için çalışıyo öteki hayat olsun olmasın. İnsanı buhrana iten bir şey yokki burda. Ha şunu dersen anlarım madem tanrı yok ve yaptıklarından hesaba çekilmeyeceksin neden iyilik yapıyosun neden kötülük kolayken kötüyü seçmiyosun. Kaldıki müslümanım diyen bir çok kişiye de din kötülük yapmasına engel değil. Mecbur kalınca insan her şeyi yapar ama bu sık sık olmadıkça insanın içinde kötü bi his olur rahatsızlık verir. Bu neye inandığınla alakasız tamamen yetiştirilme şekline bağlı. Yani inançsıza madem öteki taraf yok neden düzene uyuyorsun diye sormaktan ziyade inanana madem cehennem var neden kötülük yapıyorsun diye sormak daha doğru olur

Bakış açıları çok sığ. 40 sene önce olsa bu normal karşılanabilirdi ama bilişim çağında 1980'den kalma, ahâkı dinle bağdaştıran sözde argümanlarla savunma yapmak inanılması güç bir cehalet örneği. Kişinin ahlâk ve karakter sahibi olabilmesi için ruhani br varlığın gazabıyla korkutulmasına ihtiyaç varsa mayada sıkıntı var demektir. Gerçi o bile işe yaramıyor. Kitabına uydurup devam ediyorlar.
 
Bende zaten bunu söylüyorum: “özgürlük” bahanesiyle kendilerini yozlaştırıyorlar, sonra da bu saçmalığa katılmayan herkese “yobaz” diyorlar. Kendilerini entelektüel ve medeni sanan bu tipler aslında cahilliğin ve sürü psikolojisinin kitabını yazıyor ama farkında bile değiller. Sosyal medya, Hollywood vs. sayesinde kendilerini zeki ve üstün görüyorlar.

Özgürlük adı altında çıplaklığı, cinsel fantezileri, eşcinselliği, teşhirciliği (teşhirci kıyafetleri), evlilik öncesi cinsel hayatı hatta evlilik sonrasında da, dini hicvi normalleştiriyorlar (ki fark ettiyseniz normalleştirmek istedikleri çoğu şey cinsellikle alakalı şeyler, bunu bir düşünün mesela).

Kısacası modernlik diye pazarladıkları şey, ahlak ve görgü kurallarını ,gelenek ve göreneklerimizi ve kültürümüzü ayaklar altına almak. Buna karşı çıkan herkese de “gerici” damgası vuruyorlar.

Gerçek şu: toplumun ayakta kalması için net ahlak kuralları olmalı ve toplum Gerçek özgürlük hakkında bilinçlendirilmeli (yoksa amerikalılar gibi tamamen İQ’suz,düşünme yetisini yitirmiş ve sürüye kapılmış bir toplum çok yakın)
Zaten dediğin ahlaksızlıklar yapılıyorsa bu sınırı aşıp yavaştan anarşizme kayma oluyor tamam sınırı bazen aşabilirsin insanlık halidir ama rutin haline getirmek artık ahlaksız bireye evrilmek oluyor önceden insanlar yapmaması gerektiğini biliyordu çünkü milletinin onurunu düşünüyordu şimdi kimsenin umrunda değil batıyı medeni gösterdiler sonra ona uydular ama haberde t.ciz saçmasapan cinsellik suçu işleyenleri görünce sövüyorlar kısaca özet bu
 
Yeni mesajlar Yeni Konu Aç  

   

SON KONULAR

Forum istatistikleri

Konular
1,199,962
Mesajlar
10,831,320
Üyeler
190,670
Son üye
emirsellisko
Geri
Top