Kuranı Kerim'de Çok Değişik Bir Hata Buldum.

Bu ayetler arasındaki ilişki, Kur’an tefsirinde "nesiller arası fetret dönemi" ve "uyarıcının kapsamı" bağlamında ele alınır. İlk bakışta bir çelişki gibi görünse de, İslam alimleri ve dil bilimciler bu durumu birkaç temel noktada açıklar.
İşte bu konuya dair temel açıklamalar:

1. "Her Ümmet" ve "Yakın Atalar" Ayrımı

Nahl 36 ayetindeki "Her ümmete bir uyarıcı gönderdik" ifadesi, insanlık tarihinin bütününe ve genel sünnetullaha (Allah’ın yasasına) işaret eder. Yani yeryüzünde hiçbir büyük topluluk yoktur ki tarihin bir döneminde tevhid mesajıyla tanışmamış olsun.
Yasin 6 ayetinde kastedilen ise, Hz. Muhammed’in (s.a.v) muhatap olduğu Kureyş toplumunun yakın atalarıdır. Hz. İsmail’den sonra Hicaz bölgesine uzun süre (fetret dönemi) bir peygamber gelmemiştir. Dolayısıyla:
  • Genel Kaide: Her millete tarih boyunca mutlaka bir uyarıcı gitmiştir.
  • Özel Durum: Belirli bir zaman diliminde (örneğin İslam'dan önceki birkaç yüzyıl), belirli bir bölgedeki nesiller doğrudan bir uyarıcıya muhatap olmamış olabilir.

2. "Gaflet" ve "Fetret" Kavramı

Yasin Suresi'ndeki ayet, bu toplumun ilahi vahiyle bağının koptuğunu ve bu yüzden "gaflete" düştüklerini söyler. Bir toplumun çok eski atalarına uyarıcı gelmiş olması, o gün yaşayan neslin vahiyle diri bir bağ kurduğu anlamına gelmez. Eğer arada çok uzun bir zaman geçmişse ve mesaj tahrif edilmişse, Kur'an o toplumu "uyarılmamış" (yani taze bir mesajdan mahrum kalmış) olarak niteler.

3. "Dileseydik Her Kente Gönderirdik" (Furkan 51)

Bu ayet, aslında bir çelişkiyi değil, peygamberlik kurumunun stratejisini açıklar. Allah dileseydi her kasabaya ayrı bir peygamber atayabilirdi. Ancak O, Hz. Muhammed’i (s.a.v) tüm alemlere ve geniş bir coğrafyaya hitap edecek merkezi bir uyarıcı olarak seçmiştir. Bu, mesajın tek bir merkezden yayılmasının hikmetine (birleştirici güç) vurgu yapar.

Özetle

Ayetler arasında bir çelişki yoktur; sadece kapsam farkı vardır:
AyetVurgulanan MesajKapsam
Nahl 36Allah'ın adaleti gereği her millete tarihsel süreçte mutlaka elçi gönderildiği.Evrensel ve Tarihsel
Yasin 6Hz. Muhammed'in geldiği toplumun yakın geçmişte bir peygamber görmediği gerçeği.Yerel ve Dönemsel
Furkan 51Peygamberliğin her sokağa değil, stratejik ve ilahi bir hikmetle dağıtıldığı.Yöntemsel/İradi
Yani, bir toplumun kökeninde bir uyarıcı olması (Nahl 36), o toplumun son nesillerinin bir fetret dönemi yaşayıp "uyarılmamış" duruma düşmesine (Yasin 6) engel değildir. İslam inancına göre, kendilerine mesaj ulaşmayan bu "fetret" ehli, duymadıkları şeylerden sorumlu tutulmazlar.
sadece geminiya kopyala yapıştır yaptım konunu bunu söyledi
 
endi yorumum)İlk

Andolsun biz, her ümmete, “Allah’a kulluk edin,putçuluktan kaçının” diye uyarıcı gönderdik.(Nahl36)

Ataları uyarılmamış, bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmış bir toplumu uyarman için indirilmiştir bu kitap.(Yasin 6)
Şayet dileseydik elbette ki her kente bir uyarıcı gönderirdik.(Furkan 51)



=>Arkadaşlar bir ayette her ümmete uyarıcı gönderdik diyor,öteki ayette de ataları uyarılmamış bir toplum vardı bu yüzden tabiricazise torunları da habersiz kaldı diyor.Hani her ümmete uyarıcı göndermişti,ataları uyarılmamış bir toplum nasıl var olabiliyor bu bir çelişki değil midir ?
kanka diğer ümmetlere peygamber indi arapalara kuran indi
nesini anlamıyon :q
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Andolsun biz, her ümmete, “Allah’a kulluk edin,putçuluktan kaçının” diye uyarıcı gönderdik.(Nahl36)

Ataları uyarılmamış, bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmış bir toplumu uyarman için indirilmiştir bu kitap.(Yasin 6)
Şayet dileseydik elbette ki her kente bir uyarıcı gönderirdik.(Furkan 51)



=>Arkadaşlar bir ayette her ümmete uyarıcı gönderdik diyor,öteki ayette de ataları uyarılmamış bir toplum vardı bu yüzden tabiricazise torunları da habersiz kaldı diyor.Hani her ümmete uyarıcı göndermişti,ataları uyarılmamış bir toplum nasıl var olabiliyor bu bir çelişki değil midir ?
zaten kuranda geçen bir ayetler arapalrın elinde diyorki biz bütün ümmetlere uyarıcı gönderdik
size yani araplara size bu kitabı getirdik
 
Senin amacın zaten farklı eğer gerçekten merak etseydin Kuran'da şurayı anlamadım yardım eder misiniz diye konu açardın sen direkt Kuran'da hata buldum diye başlık yazıyorsun. Yani merak etmiyorsun milleti saptırmaya çalışıyorsun.
Yeni mi dark ettiniz hocam ?

Bu arkadaşa düzgün açıklamalar yaptım kaç defa ama gidin tüm konularına bakın 1 tanesinde bile anladım teşekkğr ederim vs. Deyip kabul ettiği ve çözüldü dememiştir

O kadar zeki bir şahıs ki yıllarca yüz binlerce bilim adamı , tarihçi , edebiyatçı vs. (Özellikelede İslamofobi’si olan insanlar varken bunların arasında) bırakın bu arkadaş gibi 200 hata bulmayı 20 tane hata buldum diye idda eden yoktur. Yani bu Üstün İQ’lu arkadaşa Nobel versinler ne kadar zeki ki 200 hata bulmuş ve 200 hatanın sadece 1 tanesini bile kimse çürütemiyor. (Tabi arkadaşın görüşüne göre öyleymiş)

Şaka bir yana Müslüman Olmayan hatta islam Düşmanı olanlar bile bunları duysa bunu bilse gilerler dışlarlar XD Neyse
 
Bende sana yeniden soruyorum.İslamın ulasmadığı sorumlu tutulmayacak insanların niye yaratıldı ozaman ?
Yaratılışın tek amacının insanları spesifik bir dinin kurallarıyla test etmek olduğunu varsaymak teolojik bir bilgisizliktir. İslam inancında yaratılışın birincil amacı, bilincin ve varoluşun yokluğa tercih edilerek deneyimlenmesi ve ilahi sıfatların tecellisidir. Vahyin ulaşmadığı kitlelerin (Fetret Ehli) dini ritüellerden sorumlu tutulmaması, onların kendi bilinç, vicdan ve ahlaki seçimleri doğrultusunda yaşadıkları hayatın ontolojik değerini veya yaratılış gayesini iptal etmez. Farklı sorularla sınanan bir öğrencinin, varlığının okul için anlamsız olduğunu iddia etmek ne kadar mantıksızsa, vahiy almayan insanın yaratılışını gayesiz sanmak da o kadar mantıksızdır. "Bende" değil "Ben de" olarak yazılır bu arada.
 
Yaratılışın tek amacının insanları spesifik bir dinin kurallarıyla test etmek olduğunu varsaymak teolojik bir bilgisizliktir. İslam inancında yaratılışın birincil amacı, bilincin ve varoluşun yokluğa tercih edilerek deneyimlenmesi ve ilahi sıfatların tecellisidir. Vahyin ulaşmadığı kitlelerin (Fetret Ehli) dini ritüellerden sorumlu tutulmaması, onların kendi bilinç, vicdan ve ahlaki seçimleri doğrultusunda yaşadıkları hayatın ontolojik değerini veya yaratılış gayesini iptal etmez. Farklı sorularla sınanan bir öğrencinin, varlığının okul için anlamsız olduğunu iddia etmek ne kadar mantıksızsa, vahiy almayan insanın yaratılışını gayesiz sanmak da o kadar mantıksızdır. "Bende" değil "Ben de" olarak yazılır bu arada.
İspatla ozaman kardeşim ayetle? Bana bi ayet göster fetret ehli de kendi vicdani ve ahlaki seçimlerine göre yargılanacak gibisinden veya bi amaçları varsa ona dair ayetle ispatlayacaksın ? Ben sizler gibi sallayıp sallayıp durmuyorum elimde ayet var belgelerle konuşuyorum.İşiniz gücünüz retorik başka bir şey değil😉
 
İspatla ozaman kardeşim ayetle? Bana bi ayet göster fetret ehli de kendi vicdani ve ahlaki seçimlerine göre yargılanacak gibisinden veya bi amaçları varsa ona dair ayetle ispatlayacaksın ? Ben sizler gibi sallayıp sallayıp durmuyorum elimde ayet var belgelerle konuşuyorum.İşiniz gücünüz retorik başka bir şey değil😉
İsra Suresi 15. ayet: "...Biz, bir peygamber göndermedikçe (kimseye) azap edici değiliz."

Benim yazdığım "Kendi vicdani ve ahlaki seçimlerine göre yargılanacaklar" cümlesinin dayanağı Şems Suresi 7 ve 8. ayetlerdir: "Nefse ve onu şekillendirene, sonra da ona iyilik ve kötülük kabiliyetini (fucûr ve takvâsını) ilham edene yemin olsun ki..." Bu ayet, insanın yaratılıştan (fıtrattan) gelen bir ahlaki pusulaya (vicdana) sahip olduğunu ve bu bilginin Allah tarafından doğrudan insanın özüne "ilham edildiğini" ispatlar. Vahiy gelmese dahi insan, bu ilahi ilham sayesinde temel ahlaki değerlerden (zulüm kötüdür, adalet iyidir gibi) haberdardır.

Sınavın herkese aynı sorulardan oluşmadığının ispatı En'âm Suresi 165. ayettir: "...Verdikleriyle sizi denemek için kiminizi kiminizden derecelerle üstün kılan O'dur..." Bu ayet, ilahi sınavın (testin) parametrelerini açıklar: Herkes sadece kendisine "verilenler" (bilgi, akıl, imkan) üzerinden deneye tabi tutulur. Vahiy verilmediyse, sınav vahiyden olmaz; akıl ve vicdan verildiyse, sınav oradan olur.
 
İsra Suresi 15. ayet: "...Biz, bir peygamber göndermedikçe (kimseye) azap edici değiliz."

Benim yazdığım "Kendi vicdani ve ahlaki seçimlerine göre yargılanacaklar" cümlesinin dayanağı Şems Suresi 7 ve 8. ayetlerdir: "Nefse ve onu şekillendirene, sonra da ona iyilik ve kötülük kabiliyetini (fucûr ve takvâsını) ilham edene yemin olsun ki..." Bu ayet, insanın yaratılıştan (fıtrattan) gelen bir ahlaki pusulaya (vicdana) sahip olduğunu ve bu bilginin Allah tarafından doğrudan insanın özüne "ilham edildiğini" ispatlar. Vahiy gelmese dahi insan, bu ilahi ilham sayesinde temel ahlaki değerlerden (zulüm kötüdür, adalet iyidir gibi) haberdardır.

Sınavın herkese aynı sorulardan oluşmadığının ispatı En'âm Suresi 165. ayettir: "...Verdikleriyle sizi denemek için kiminizi kiminizden derecelerle üstün kılan O'dur..." Bu ayet, ilahi sınavın (testin) parametrelerini açıklar: Herkes sadece kendisine "verilenler" (bilgi, akıl, imkan) üzerinden deneye tabi tutulur. Vahiy verilmediyse, sınav vahiyden olmaz; akıl ve vicdan verildiyse, sınav oradan olur.

Şüphesiz biz insanların çoğunu cehennem için yarattık(Araf 179) Aynen kanki allah azap etmez bak ayette allahın ne diyor.Cehenneme atmak için insan yaratmış daha ne desin.Bu ayete de ne cevap uyduracağını biliyorum zaten zahmet etme sizin gibilerle aylarca tartıştım ben sonuç fıs!

Yav ozaman allah sorumlu tutmayacağı insanı niye yaratıyor.Bak bugün amazon ormanındaki kabilelere adamlar canlı canlı insan eti yiyor kimin kimi düzdüğü belli değil.Doğuştan zaten kimse kendisine yapılmasını istemediği şeyi başkasına yapmaz.Bu temel kuralı allahıp allaha bağlaman çok klişe dostum komik duruma düşüyorsun.
 
Şüphesiz biz insanların çoğunu cehennem için yarattık(Araf 179) Aynen kanki allah azap etmez bak ayette allahın ne diyor.Cehenneme atmak için insan yaratmış daha ne desin.Bu ayete de ne cevap uyduracağını biliyorum zaten zahmet etme sizin gibilerle aylarca tartıştım ben sonuç fıs!

Yav ozaman allah sorumlu tutmayacağı insanı niye yaratıyor.Bak bugün amazon ormanındaki kabilelere adamlar canlı canlı insan eti yiyor kimin kimi düzdüğü belli değil.Doğuştan zaten kimse kendisine yapılmasını istemediği şeyi başkasına yapmaz.Bu temel kuralı allahıp allaha bağlaman çok klişe dostum komik duruma düşüyorsun.
İşine geleni kesip atmak sende hastalık olmuş. Sen birilerinden çok fazla etkileniyon bak. Kendi kendine düşünme yetini geliştirememişsin. Yazdığın ayetin sadece başını kopyalayıp "bak Allah cehennem için yaratmış" diye şov yapmadan önce, o kopyaladığın ayetin devamını okuma zahmetine girseydin keşke. Ayetin tam hali ne diyor bak: "Andolsun biz, cinlerden ve insanlardan birçoğunu cehennemlik yaptık. (Neden biliyor musun? Ayet devam ediyor:) Çünkü onların kalpleri vardır ama onlarla kavramazlar; gözleri vardır ama onlarla görmezler; kulakları vardır ama onlarla işitmezler..."
Yani Allah orada "Ben bunları sırf cehennemde yakmak için, piyon gibi yarattım" demiyor! "Ben onlara akıl verdim, göz verdim, kulak verdim; ama onlar inatla bunları kullanmayıp gerçeğe kör ve sağır kaldıkları için KENDİ İRADELERİYLE cehennemlik oldular" diyor. Arapça gramerinde ve Kuran edebiyatında buna "akıbet/sonuç" bildirimi denir. Bir öğretmenin sınıfa girip "Ben bu zor sınavı hazırladım, bu sınıfın çoğu bu sınavdan kalacak" demesi, öğretmenin onları bilerek bırakmak istediğini mi gösterir, yoksa öğrencilerin tembellik yapıp kendi iradeleriyle kalacakları SONUCUNU mu bildirir? Azıcık okuduğunu anlamaya çalış.
Yazdığın şu cümleye bir bak Allah aşkına: "Doğuştan zaten kimse kendisine yapılmasını istemediği şeyi başkasına yapmaz."Tebrik ederim kardeşim, İslam'ın "Fıtrat" dediği şeyi kendi ağzınla, kusursuz bir şekilde özetledin!

Sen hem "doğuştan böyle bir kural var" diyerek içimizdeki o ahlaki yazılımın (vicdanın) varlığını kabul ediyorsun, hem de bu yazılımı oraya koyan bir Yaratıcı olduğunu söyleyince "klişe" diyorsun. İyi de, o "doğuştan" dediğin kodlama durduk yere, tesadüfen mi yüklendi o bilince? Evrim mi dedi sana "başkasına haksızlık yapma" diye?

Daha da komiği, Amazon'daki yamyam kabileleri örnek vermişsin. Madem insanda senin dediğin gibi "Doğuştan zaten kimse kendisine yapılmasını istemediği şeyi başkasına yapmaz." kuralı var, o Amazon kabilesi niye adam yiyor? Demek ki neymiş? İnsan, çevresiyle, kültürüyle veya sapkınlıklarıyla o "doğuştan gelen temiz vicdanı" (fıtratı) bozabiliyormuş, karartabiliyormuş. İşte Şems Suresi tam olarak bunu söylüyor: İçindeki o pusulayı temiz tutan kurtulur, onu karartan/bozan cezasını çeker.

O yamyam kabileye peygamber gitmediyse, namaz kılmadığı için yanmayacak elbet. Ama kendi vicdanını, "doğuştan gelen" o temel ahlak kurallarını çiğneyip çiğnemediği üzerinden, yani kendi aklı ve fıtratı üzerinden yargılanacak. Ortada fıs olan hiçbir şey yok, sadece senin kendi yazdığın "doğuştan gelen ahlak" cümlesini bile Kuran'ın söylediğini fark edemeyecek kadar ezbere konuşman var.
 
İşine geleni kesip atmak sende hastalık olmuş. Sen birilerinden çok fazla etkileniyon bak. Kendi kendine düşünme yetini geliştirememişsin. Yazdığın ayetin sadece başını kopyalayıp "bak Allah cehennem için yaratmış" diye şov yapmadan önce, o kopyaladığın ayetin devamını okuma zahmetine girseydin keşke. Ayetin tam hali ne diyor bak: "Andolsun biz, cinlerden ve insanlardan birçoğunu cehennemlik yaptık. (Neden biliyor musun? Ayet devam ediyor:) Çünkü onların kalpleri vardır ama onlarla kavramazlar; gözleri vardır ama onlarla görmezler; kulakları vardır ama onlarla işitmezler..."
Yani Allah orada "Ben bunları sırf cehennemde yakmak için, piyon gibi yarattım" demiyor! "Ben onlara akıl verdim, göz verdim, kulak verdim; ama onlar inatla bunları kullanmayıp gerçeğe kör ve sağır kaldıkları için KENDİ İRADELERİYLE cehennemlik oldular" diyor. Arapça gramerinde ve Kuran edebiyatında buna "akıbet/sonuç" bildirimi denir. Bir öğretmenin sınıfa girip "Ben bu zor sınavı hazırladım, bu sınıfın çoğu bu sınavdan kalacak" demesi, öğretmenin onları bilerek bırakmak istediğini mi gösterir, yoksa öğrencilerin tembellik yapıp kendi iradeleriyle kalacakları SONUCUNU mu bildirir? Azıcık okuduğunu anlamaya çalış.
Yazdığın şu cümleye bir bak Allah aşkına: "Doğuştan zaten kimse kendisine yapılmasını istemediği şeyi başkasına yapmaz."Tebrik ederim kardeşim, İslam'ın "Fıtrat" dediği şeyi kendi ağzınla, kusursuz bir şekilde özetledin!

Sen hem "doğuştan böyle bir kural var" diyerek içimizdeki o ahlaki yazılımın (vicdanın) varlığını kabul ediyorsun, hem de bu yazılımı oraya koyan bir Yaratıcı olduğunu söyleyince "klişe" diyorsun. İyi de, o "doğuştan" dediğin kodlama durduk yere, tesadüfen mi yüklendi o bilince? Evrim mi dedi sana "başkasına haksızlık yapma" diye?

Daha da komiği, Amazon'daki yamyam kabileleri örnek vermişsin. Madem insanda senin dediğin gibi "Doğuştan zaten kimse kendisine yapılmasını istemediği şeyi başkasına yapmaz." kuralı var, o Amazon kabilesi niye adam yiyor? Demek ki neymiş? İnsan, çevresiyle, kültürüyle veya sapkınlıklarıyla o "doğuştan gelen temiz vicdanı" (fıtratı) bozabiliyormuş, karartabiliyormuş. İşte Şems Suresi tam olarak bunu söylüyor: İçindeki o pusulayı temiz tutan kurtulur, onu karartan/bozan cezasını çeker.

O yamyam kabileye peygamber gitmediyse, namaz kılmadığı için yanmayacak elbet. Ama kendi vicdanını, "doğuştan gelen" o temel ahlak kurallarını çiğneyip çiğnemediği üzerinden, yani kendi aklı ve fıtratı üzerinden yargılanacak. Ortada fıs olan hiçbir şey yok, sadece senin kendi yazdığın "doğuştan gelen ahlak" cümlesini bile Kuran'ın söylediğini fark edemeyecek kadar ezbere konuşman var.
AYETLERİN ÖNCESİNİ SONRASINI OKUMAK O AYETİ KURTARMIYOR KARDESİM ŞUNU Bİ ÖĞRENİN ARTIK YA


Bende biliyorum o ayetin devamını bende biliyorum böyle bir cevap vereceğini ama dedim belki vermez fakat beni şaşırtmadın.Ayetin devamını birleştirince çıkan mana türkçede şudur dikkatli oku!

AYETİN KENDİSİ: Şüphesiz biz insanların çoğunu cehennem için yaratmışızdır.Onların kapleri var görmez kulakları var duymaz hatta hayvandan daha aşağıdır(Araf 179)

AYETTEKİ MANA: Şüphesiz biz kalbi olupta görmeyen kulağı olupta duymayan hayvandan daha aşağı insanlar yarattık cehennem için ! Bu ayet arapçadan türkçedeye çevrilmiş en önemli anlatım bozukluklarından biridir.
 
AYETLERİN ÖNCESİNİ SONRASINI OKUMAK O AYETİ KURTARMIYOR KARDESİM ŞUNU Bİ ÖĞRENİN ARTIK YA


Bende biliyorum o ayetin devamını bende biliyorum böyle bir cevap vereceğini ama dedim belki vermez fakat beni şaşırtmadın.Ayetin devamını birleştirince çıkan mana türkçede şudur dikkatli oku!

AYETİN KENDİSİ: Şüphesiz biz insanların çoğunu cehennem için yaratmışızdır.Onların kapleri var görmez kulakları var duymaz hatta hayvandan daha aşağıdır(Araf 179)

AYETTEKİ MANA: Şüphesiz biz kalbi olupta görmeyen kulağı olupta duymayan hayvandan daha aşağı insanlar yarattık cehennem için ! Bu ayet arapçadan türkçedeye çevrilmiş en önemli anlatım bozukluklarından biridir.
Oğlum benimle tartışacaksan yazdıklarımın tamamını okuyacaksın. O ayetin devamını ben sana yazdım zaten. Ayeti kurtaran yok, senin sıfır Arapça ve yarım yamalak Türkçe bilginle uydurduğun o "hayali manayı" ezip geçen kapı gibi gramer kuralları var. "Ayetin manası şudur" diye kendi kafana göre bir cümle dizip, sonra da kendi uydurduğun o bozuk cümleye bakarak "Arapçadan Türkçeye çevrilmiş en büyük anlatım bozukluğu" diyorsun. Kendi uydurduğun mantık hatasını Kur'an'ın hatası sanacak kadar komik bir durumdasın. Sana neden cehalet içinde yüzdüğünü iki somut maddeyle ispatlayayım: Birincisi: Arapçada "için" anlamına gelen (lam) ekinin çok bilinen bir gramer kuralı vardır. Buna dilbilgisinde "Akıbet/Sonuç bildiren ek" denir. Bir işin "amacını" değil, o işin varacağı "son durağı" (akıbeti) gösterir. Mesela Kur'an Kasas Suresi 8. ayette der ki: "Firavun ailesi Musa'yı, ileride kendilerine düşman olsun DİYE (için) sudan çıkardı." Şimdi azıcık mantığını kullan. Firavun o bebeği "Büyüsün de benim başıma bela olsun, beni yıksın" AMACIYLA mı sudan aldı? Hayır! Sevmek için aldı ama işin varacağı SONUÇ düşmanlığa çıktı. İşte A'raf 179'da da durum kelimesi kelimesine budur. Allah "Ben bunları cehennem odunu yapmak amacıyla, piyon gibi yarattım" demiyor; "Biz insanları yarattık ama onlardan birçoğunun kendi iradeleriyle yapacakları seçimler yüzünden varacakları SONUÇ/AKIBET cehennemdir" diyor. Sen dildeki "sonuç bildiren eki" bilmediğin için bunu dümdüz okuyup "üretim amacı" sanıyorsun. İkincisi: Kafanda uydurduğun o "AYETTEKİ MANA" kısmına bak. Allah orada "göremeyen göz, duyamayan kulak yarattık" DEMİYOR! Ayetin orijinali tam olarak şunu söylüyor: "Gözleri var AMA (bihâ/onunla) görmezler, kulakları var AMA (bihâ/onunla) duymazlar." Yani Allah sana sağlam aleti vermiş, donanımı tam yüklemiş ama sen inadına o gözle gerçeğe bakmayı reddediyorsun, o aklı kullanmıyorsun. Suç, arabayı sağlam üreten fabrikada değil; arabayı bile bile duvara çarpan şofördedir. Hem cümlenin başındaki eklerin "amaç" değil "sonuç" bildirdiğinden haberin yok, hem de cümlede geçen "gözleri var ama gerçeği görmeyi reddediyorlar" kısmını "Allah onları doğuştan kör ve hayvandan aşağı programlamış" diye çarpıtıyorsun. Sonra da çıkıp "anlatım bozukluğu buldum" diyorsun. Ortada bir anlatım bozukluğu yok, senin dümdüz bir cümleyi bile okuduğun gibi anlayamama problemin var.
 
Geri
Top