Çocukken sanırım cinayete tanık oldum. Anı

Omnissiah

80+ Bronze
Katılım
1 Eylül 2021
Mesajlar
1,159
Reaksiyon skoru
721
bölük pörçük anıların birleştirilip düzenlenmesi ile yazıldı

Sene 2006 ya da 2007 kışı. Ankara'dayız o zamanlar. Hani o Ankara'nın insanın ciğerini yakan ayazı vardır ya, sabah okula giderken burnundaki kıllar donar... İşte öyle lanet, kapkaranlık bir kış. Biz Ayrancı tarafında oturuyoruz, eski, asansörü kafesli, her katı rutubet kokan o memur apartmanlarından birinde.

Bizim ev üçüncü katta. Benim odam da arka cepheye bakıyor ama penceresi sokağa değil, apartman boşluğuna açılıyor. Bilirsin o boşlukları; bütün apartmanın sesi oradan yankılanır. Alt kattaki kadının bağırması, üst kattakinin sifon sesi, banyo şofbenlerinin o 'tak' diye atması... Hepsi odamın içinde gibiydi.

O gece evde acayip bir sessizlik var. Annemler yatmış, ben de gizlice yorganın altında Gameboy oynuyorum ışığı falan kapatıp. Saat gecenin 2'si, 3'ü falan. Tam dalmak üzereyim, bir ses duydum.

Böyle 'sırrrt... sırrrt...' diye bir ses. Hani kasaptan et alırsın, adam o bıçağı masata sürter ya? Aynen o ses. Ama metal metale değmiyor gibi, daha tok bir ses. Bir de su sesi geliyor. Şarıl şarıl değil ama. Kesik kesik.

Merak ettim abi, çocukluk işte. Yorganı attım, parmak uçlarımda pencereye gittim. Perdeyi milim araladım. Bizim tam alt çaprazımızdaki dairenin, yani 2. kattaki o emekli albayın banyo penceresi açık. Işığı yanıyor.

Adamı herkes tanır apartmanda. Adı Rıfat'tı sanırım. Aşırı titiz, sinekkaydı tıraşlı, takım elbisesiz bakkala bile gitmeyen o sert amcalardan. Asla gülmezdi, çocukları da sevmezdi.

Pencereden bakınca buzlu camın bir kısmı açıktı, oradan içeriyi görebiliyordum. Rıfat Amca banyodaydı. Üzerinde sadece o dede atleti ve çizgili pijama altı vardı. Ama garipti abi... Adamın ellerinde bulaşık eldivenleri vardı. Hani şu sarı olanlardan değil, kalın, sanayi tipi siyah eldivenlerden.

Küvetin başında durmuş, deli gibi bir şeyi fırçalıyordu. Ama nasıl bir hırsla fırçalamak... Omuzları inip kalkıyordu nefes nefese. 'Herhalde halı yıkıyor manyak adam gecenin bu saatinde' dedim içimden. Sonra durdu. Elindeki fırçayı kenara bıraktı ve duş başlığını aldı. Suyu açtı.

İşte olayın koptuğu yer orası.

Su akmaya başlayınca, küvetin giderine doğru süzülen suyun rengini gördüm. Bildiğin vişne çürüğü. Koyu, kıvamlı bir kırmızı. Hani sulu boya fırçasını suya batırırsın da renk suya yayılır ya, aynen öyle kan yayılıyordu küvetin zeminine. O an beynim durdu. Çocuksun abi, konduramıyorsun ki. 'Boya dökülmüştür' diyorsun, 'Kurban etidir' diyorsun.

Sonra Rıfat Amca eğildi, küvetin içinden siyah, dev gibi bir çöp poşeti kaldırmaya çalıştı. O poşetin şekli... Bak yemin ediyorum, o şekli asla unutmam. İnsan vücudu gibi bükülmüyordu. Kaskatıydı ama ağırdı. Adamın boynundaki damarlar fırladı kaldırırken. 'Hıııhh' diye bir ses çıktı ağzından, o zorlanma sesi boşlukta yankılandı, benim odama kadar geldi.

O an, o poşetin bir yerinden, bir yırtıktan, beyaz bir şeyin sarktığını gördüm. Bez gibi değil, ten gibi. Soluk, mermer gibi bir ten.

Tam o sırada, ben nefesimi tutmuş izlerken, odamın kapısı rüzgardan 'gırç' etti. Çok hafif bir ses. Ama apartman boşluğunda o ses patlama gibi duyuldu.

Rıfat Amca dondu. Hareketi kesti. Poşeti olduğu gibi, 'küt' diye küvete geri bıraktı. O ses... Islak bir et yığınının metale çarpma sesiydi o.

Yavaşça, çok yavaşça başını kaldırdı. Ve direkt benim pencereme baktı.

O anı hayatım boyunca unutmayacağım. Aramızda sadece 4-5 metre mesafe var. Göz göze geldik. Yüzünde ne korku vardı, ne de yakalanmışlık hissi. Dümdüz bakıyordu. Gözleri kapkara, boşluk gibiydi. O loş ışıkta, yüzüne vuran gölgelerle şeytan gibi görünüyordu.

Beni gördüğünü biliyordum. Nefes bile alamıyordum korkudan.

Sonra ne yaptı biliyor musun? O siyah, kanlı eldiveni kaldırdı... İşaret parmağını dudağına götürdü. 'Şşşş' yaptı. Sonra elini boğazına götürüp, 'keserim' der gibi yavaşça bir çizik attı havada. Sırıttı. Ama gözleri gülmüyordu.

Perdeyi kapattığım gibi yatağa atladım. Yorganı kafama çektim. Kalbim yerinden çıkacak gibi atıyor. Sabaha kadar titredim. Tuvalete bile gidemedim.

Ertesi sabah okula giderken apartman girişinde kimi gördüm dersin? Rıfat Amca'yı. Üstünde jilet gibi takım elbisesi, elinde o siyah deri çantası. Bana baktı. Gülümsedi. Ve elini saçıma koyup, 'Naber delikanlı, sessiz geceler değil mi?' dedi. O elinin saçıma değdiği an, sanki o kan kokusunu, o metalik kokuyu aldım burnuma.

O günden sonra o adamla bir daha asla göz göze gelmedim. Annemlere anlatamadım, korktum. 'Seni de keserim' bakışı vardı adamda.

İşin en garibi ne biliyor musun? Bir hafta sonra o adamın karısı 'memlekete, annesinin yanına gitti' dendi. Kadını bir daha gören olmadı. Rıfat Amca da bir ay sonra evi satıp taşındı. Ev satılırken tadilat yapıldı, banyodaki o dökme mozaik küveti kırmışlar. Kapıcı, 'Abi küvetin giderinden avuç avuç saç çıktı, tıkanmış borular' diye anlatıyordu babama.

O saçların kime ait olduğunu, o gece o poşetin içinde ne olduğunu hiçbir zaman öğrenemedim. Ama hala gece yatarken, apartman boşluğundan bir ses gelse, o 'sırrrt... sırrrt...' sesini duysam, kilitlenir kalırım
 
reis gerçekse ve senin yaşında büyüdüyse suç duyurusunda bulunun. Ailene anlatmaman ilginç olmuş
 
Sen alt komşunun banyosunu görebildiğin için böyle bişey olmalısın galiba.

Screenshot_20251218_201007_pure_lite_browser_BrowserActivity.webp
 
kurguyu azalt kardeşim bak deli olursun
 
Yeni mesajlar Yeni Konu Aç  

   

SON KONULAR

Forum istatistikleri

Konular
1,180,989
Mesajlar
10,645,569
Üyeler
187,428
Son üye
Dracula1937
Geri
Top