İslam öncesi Araplardaki Allah anlayışı ile ilgili Tespitim.

Ben nabicam şimdi ya bittim!
Var mısın Ki Bitesin? korona biter forumun ergenleri bitmez.
images (11).webp

"Öncelikle Yapay zeka ile yazılmış temelsiz yorumları beğenecek kadar NEYSE çok komiksiniz" reisin her cümle ayrı ayrı yarıyor ya🤣
köftecide dahil

Dimi ? adını söylese yeterdi.
iyilik suçtur arayıp durma diye bıraktım(ilim sevseydin zaten bu durumda olmazdın.)
 
Son düzenleme:
ilim sevseydim bu durumda olmazmiydim ? en azindan ibni arabinin kitabı için milyonda 1 kişi okur demiyorum.
diyemezsin çünkü her ilmin bir ustası vardır afedersin sen neyin ustasısın?
bu hadis inkarcılarına cevap vermekten sıkıldım dostları neden ateist bir onu sorgulasın;):ROFLMAO::ROFLMAO::ROFLMAO::ROFLMAO::ROFLMAO:

Muhyiddin-i Arabî’nin kendisi hâdî ve makbuldür. Doğru yoldadır, imanı makbul bir insandır. Fakat her kitabında mühdî ve mürşid olamıyor. Her kitabında gerçeğe ulaştırıcı ve hakikatı gösterici değildir. İslâmî ve imanî hakikatlerde çok zaman ölçüsüz gittiğinden Ehl-i Sünnet ve Cemaatin kaidelerine muhalif hareket ediyor. Bazı sözleri de zahirî mânâsıyla dalâleti, küfrü ifade ediyor. Fakat kendisi dalâlet ve küfürden uzaktır, mü’mindir, muvahhiddir.

“Çünkü bazan söz küfür olarak görünür, fakat sahibi kâfir olamaz.”

Daha sonra Said Nursî, Muhyiddin-i Arabî’nin eserleri ve onların okunması hususunda bir sözünü naklederek nasıl hareket edilmesini açıklar. Muhyiddin-i Arabî’nin sözü şöyle:

“Bizden olmayan ve makamımızı bilmeyen, kitaplarımızı okumasın; zarar görür. Evet, bu zamanda Muhyiddin’in kitapları, hususan vahdetü’l-vücuda dair meseleleri okumak zararlıdır.” (Nursi, Lem'alar, s. 261-262)

Bu ifadelerden açıkça anlaşılan mânâ şudur:

Muhyiddin-i Arabî’nin kendisi mü’mindir ve imanı tamdır. Fakat bazı sözleri zahirî mânâsıyla küfrü gerektirebilir; ancak te’vile muhtaç olduğundan gerçek mânâ-sını anlamak güçtür. Bunun için kitaplarının okunmaması daha doğrudur. Çünkü bugün dahi her kitabın, her ilmin, her sahanın belli bir okuyucu kitlesi, bir uzmanı vardır. O ilimden ancak o sahada belli bir birikimi ve malûmatı olan kimseler istifade eder. Herkesin ondan faydalanması düşünülemez, zaten bu mümkün de değildir.

Muhyiddin-i Arabî Hazretlerinin kitaplarını da bu açıdan değerlendirmek lâzımdır. Hattâ okuyanlara zararı dokunduğu içindir ki, İbn-i Âbidin’in ifadesine göre bazı Osmanlı padişahları tarafından Muhyiddin-i Arabî’nin kitaplarının okunması yasaklanmıştır. Bu arada merhum İbni Âbidin şu fıkhî hükmü de zikreder:

“Onun Füsusu‘l-Hikem isimli kitabını yaymak, neşretmek haramdır. Çünkü bu kitap küfrü gerektiren birçok mesele ihtiva etmektedir. İslâmın nurunu söndürmek için çalışan Yahudiler tarafından bu kitaba pekçok ilaveler yapılmıştır.”
 
diyemezsin çünkü her ilmin bir ustası vardır afedersin sen neyin ustasısın?
bu hadis inkarcılarına cevap vermekten sıkıldım dostları neden ateist bir onu sorgulasın;):ROFLMAO::ROFLMAO::ROFLMAO::ROFLMAO::ROFLMAO:

Muhyiddin-i Arabî’nin kendisi hâdî ve makbuldür. Doğru yoldadır, imanı makbul bir insandır. Fakat her kitabında mühdî ve mürşid olamıyor. Her kitabında gerçeğe ulaştırıcı ve hakikatı gösterici değildir. İslâmî ve imanî hakikatlerde çok zaman ölçüsüz gittiğinden Ehl-i Sünnet ve Cemaatin kaidelerine muhalif hareket ediyor. Bazı sözleri de zahirî mânâsıyla dalâleti, küfrü ifade ediyor. Fakat kendisi dalâlet ve küfürden uzaktır, mü’mindir, muvahhiddir.

“Çünkü bazan söz küfür olarak görünür, fakat sahibi kâfir olamaz.”

Daha sonra Said Nursî, Muhyiddin-i Arabî’nin eserleri ve onların okunması hususunda bir sözünü naklederek nasıl hareket edilmesini açıklar. Muhyiddin-i Arabî’nin sözü şöyle:

“Bizden olmayan ve makamımızı bilmeyen, kitaplarımızı okumasın; zarar görür. Evet, bu zamanda Muhyiddin’in kitapları, hususan vahdetü’l-vücuda dair meseleleri okumak zararlıdır.” (Nursi, Lem'alar, s. 261-262)

Bu ifadelerden açıkça anlaşılan mânâ şudur:

Muhyiddin-i Arabî’nin kendisi mü’mindir ve imanı tamdır. Fakat bazı sözleri zahirî mânâsıyla küfrü gerektirebilir; ancak te’vile muhtaç olduğundan gerçek mânâ-sını anlamak güçtür. Bunun için kitaplarının okunmaması daha doğrudur. Çünkü bugün dahi her kitabın, her ilmin, her sahanın belli bir okuyucu kitlesi, bir uzmanı vardır. O ilimden ancak o sahada belli bir birikimi ve malûmatı olan kimseler istifade eder. Herkesin ondan faydalanması düşünülemez, zaten bu mümkün de değildir.

Muhyiddin-i Arabî Hazretlerinin kitaplarını da bu açıdan değerlendirmek lâzımdır. Hattâ okuyanlara zararı dokunduğu içindir ki, İbn-i Âbidin’in ifadesine göre bazı Osmanlı padişahları tarafından Muhyiddin-i Arabî’nin kitaplarının okunması yasaklanmıştır. Bu arada merhum İbni Âbidin şu fıkhî hükmü de zikreder:

“Onun Füsusu‘l-Hikem isimli kitabını yaymak, neşretmek haramdır. Çünkü bu kitap küfrü gerektiren birçok mesele ihtiva etmektedir. İslâmın nurunu söndürmek için çalışan Yahudiler tarafından bu kitaba pekçok ilaveler yapılmıştır.”
Senin ülke neydi hoca
 
Yalnış anlamayın tartışmak için burda değilim sadece ilgilenen insanların fikirlerine danışmak istiyorum.
İslam öncesi arapların Allah'a inandığını biliyoruz.
Andolsun ki onlara, "Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı buyruğu altında tutan kimdir?" diye sorsan "Allah" derler. O halde nasıl (haktan) çevrilip döndürülüyorlar? (Ankebut 61)
Allah Arapların veyahut Kabenin temel tanrısı değildi. İbrahim'in ve İsa'nın Kabe'de putu olmasına rağmen Allah'ın putu yoktu. Allah bu dünyayı ve öteki dünyayı yaratmış ULAŞILMAZ bir Tanrı idi.
Bu yüzden ona dua edilmezdi onun altındaki diğer tanrılara (Lat Menat Uzza Hubal vb.) dua ederlerdi yani aracı görürlerdi. Allah sadece çok acil durumlarda tabiri caizse rahatsız edilebilirdi.
Max Müller'in tabiriyle bu hedonizmdir.
Bir de kahin meselesi var. İslam öncesi arap toplumunda Tanrıların dualara olan verdikleri karşılıklar kahinler aracılığıyla iletilirdi. AMA KAHİNLER BİLE ALLAH İLE İLETİŞİM KURAMAZDI. Bu yüzden Hz. Muhammed'in vahiy iddiası çok büyük ve pagan araplar için imkansız bir iddia idi. Çünkü Muhammed Peygamber Arap Panteonundaki herhangi bir tanrıdan değil direkt Allah'tan vahiy aldığını söylüyordu.
Peki bugün Tarikatların Allah anlayışı bununla neredeyse aynı değil mi
Onlar şeyh olmadan Allah'a ulaşamayacağımızı söylüyorlar. Rabıta gibi bir inançları var. Şeyhin yolundan gidenlerin direk cennete gireceği şefaat edeceği vb. şeylere inanıyolar. Arada çok bi fark göremiyorum
Sizce İslam öncesi arap paganlar ve tarikatlarla ilgili yaptığım tespitim doğru mu

Tespitin doğru, tarikatlarların çoğu ( hepsi demiyorum içlerinde düzgün olanları da var ) insanları pak ve temiz olan tevhid inancından kaydırmak için var , aynı müşrik Araplar gibi amel ediyorlar ( kendileri müşriktir demiyorum) hiç şüphesiz peygamberin yolu ve öğretisi bu değildir. İlk şirk Nuh as. Dönemin de sonra çıkmıştır. Ölen salih zatlara önce tazim ettiler sonra unutmamak hatırlamak için heykellerini yaptılar finalde de taptılar yardım istediler her gelen nesil bir sonrakini bozdu. Tarikatlardaki mesele de , şeyh Allah tarafından kendisine ilim yetki verilmiş kişidir şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır diyip milleti kendilerine köle ettiler kendileri ultra lüks hayat yaşadılar , bunun böyle olması İslamın kötü olduğu anlamına gelmez ama kötü gösterir. Biraz bakın kitaplarına hep şeyh şöyle yaptı böyle etti , ne peygamberden ne sahabeden nede ondan sonra gelenlerden bir delil bulamazsın. Onlardaki İnaç şu ' hadis ( peygamberin sözü ve fiilleri) zayıf, uydurma bile olsa , benim şeyhim bunu nakletmiş ise bitmiştir çünkü o Allah dostudur. Bu safsatalar ile insanları saptırdılar. İlgilenenlere konu ile alakası ABD de "rand corporation hadis savaşları" başlığı var açın okuyun Dinin sahih akidesi ile nasıl savaşılır adamlar bunu yazmış, ve şuan ki tarikatlar da aynı bunu uyguluyor. Söylenecek çok şey var ama burası yeri değil, hayırlı akşamlar
 
Cemre demirel in Kurandaki namaz mezheplerdeki namaz videosu var ona bakabilirsiniz sorunuz varsada ozel mesajla atin hocam
Acm bu konuda iyidir, gerçekten hadisleri inkâr etmek için sağlam ergümanlar lazım, hadisin inkarı peygamberi de inkarı gerektirir, Allah bir din gönderecek onu da insanlara öğretmek için bir peygamber gönderecek sonra da hepsinin bilgilerini silecek bir tek Kur'an korunacak, insanlar da kafalarına göre ayetleri anladıkları gibi yorumlayıp amel edecek saçma değil mi ? Kur'an'ın korunmasına sebep olan sahabe ve ondan sonra gelenler hadisleri koruyamadı mı? Buradan pek davet ve ilmi tartışma olmaz kişi gerçekten kendisi nefis , kibir yapmadan samimi şekilde hak olanı arar ve bulmak için çabalarsa bu ona gözükecektir inşallah
 
Geri
Top