Bir Fenerbahçe'li olmamdan öte bir futbolsever olarak objektif olmam gerekirse Türk futbolunun dünya futboluna göre çok geri kaldığını düşünüyorum. Ülke olarak hemen hemen tüm alanlarda böyleyiz diyebilirim, ileri olduğumuz tek alan savunma sanayisi, onu da özel şirketler taşıyor (bkz Bayraktar). Sığ düşünüyoruz, ezbere hareket ediyoruz. Mesela ligdeki tüm takımlar ya 4-2-3-1 oynuyor ya da 4-1-4-1 oynuyor ki zaten ikisi de birbirinin laciverti gibi bişey. Rakip analizi diye bir şeyden haberimiz yok. Yedek planlar oluşturmuyoruz, farklı senaryolar kurmuyoruz. Gerçi kursak dahi işe yaramıyor çünkü bizim henüz ana planımız tutarlı işlemiyor. Ligimizdeki maçları izliyorum, taktiksel anlamda biz arkadaşlar arasında yaptığımız halı sahalarda daha etkili oynuyoruz. Ben kaptanlık yapıyorum maçlarda, rakibin uzun toplarla atağa çıktığını görünce rakibin neleri kullandığını görüp ona göre bi' önlem aldırıyorum tüm takıma. Önlem aldıktan sonra bizim hücumlarımıza bakıyorum, rakibin iyi yaptığı ve kötü yaptığı şeylere bakıyorum ve ona göre bi' hücum senaryosu çiziyorum. Skorda geriye düştüğümüzde ne yapmamız gerektiğini biliyoruz, skorda öne geçtiğimizde de ne yapmamız gerektiğini biliyoruz. Kazandığımız fakat kötü oynadığımız maçlar oluyor, o maçlar için sevinemiyoruz, aksine üzülüyoruz ve sorunları düzeltmek için maç sonrası eve dönene kadar çözüm üretmeye çalışıyoruz. Biz diktiri ottan bi' halı saha takımı olarak bunları yapıyoruz ve çoğu zaman başarılı da oluyoruz ama 100-110 milyon Euro'luk takımlarımızda şunları düşünebilecek bir kişi dahi yok. Öz eleştiri yapmayı da bilmiyoruz. İyi bir şeyler yaptığımızda "iyi oynadık" diyebiliyoruz ama kötü oynadığımızda "kötü oynadık, bu kadar." diyemiyoruz. "Kazanamadık çünkü Luyindama'nın kız arkadaşının kolu ağrıyormuş." tarzı yorumlar yapıyoruz. Bu bizi geliştirmez, aksine çok geriye götürür. Biz hem hatalarımızı kabul etmiyoruz, hem de hatalarımızı kabul etsek bile çözüm üretmeye çalışmıyoruz. Bi' oyun oynatıyosak bile onu yurt dışından görmüş oluyoruz ve dolayısıyla ezbere oluyor, planımıza tam uymayan bi' durumla karşılaştığımızda ve akan oyunda geri düştüğümüzde yapacak bir şeyimiz olmuyor. Ardından panik değişiklikleri oluyor, geçen sezonu baz alacak olursak Fenerbahçe hemen dakika 60'da Ferdi, Cisse, Sinan Gümüş gibi tabiri caizse çöp oyuncuları oyuna alıyordu. Diğer takımları ligin son dönemleri hariç pek izlemedim fakat eminim ki aynı durumlar diğer takımlarda da çokça yaşanıyordur. Farkındaysanız ligimizdeki "küçük" görülen anadolu takımları dahi çoğu kez kendilerinden 10 kat daha kaliteli oyunculara karşı galibiyet alabiliyorlar, alamasalar bile daha iyi oyunlar ortaya koyabiliyorlar. Çünkü biz ya taktik yapmıyoruz, ya yaptığımız taktik ezbere oluyor ve rakibimiz bizim taktiğimizi bozacak ufak bir şey yaptığında dağılıyoruz ve toplamaya çalışırken daha çok dağıtıyoruz. Mesela Sivasspor bir anadolu takımıydı, "küçük" bi takımdı, fakat son dönemlerde Avrupa'da Avrupa fatihimiz Galatasaray'dan daha başarılı. Belki imkanları olsa daha da başarılı olacaklar. Sumudica lige damga vurdu, bir teknik direktör, global piyasada bir kişinin tanımadığı bir yabancı teknik direktör ligimize damga vurdu ve geleni geçeni tokatladı. Tek yaptığı ezbere hareket etmemekti, bir şeyleri kendi düşüncelerine göre yapmaktı, çözüm üretmeye çalışmaktı. Takım oyuncularına kızdığı video viral oldu, oyuncuların ortaya koyduğu oyundan memnun olmamasına rağmen İstanbul takımlarını dize getirmeyi başardı. Açıkçası daha çok yazasım gelmedi, aslında bu konuda içimi dökmek isterdim fakat gerçekten sabaha kadar konuşsak yine bir şey değişmeyecek ve sadece sinirim bozulmaya devam edecek. Zaten uzun bir yazı oldu, devamına gerek yok. Kısacası bu tarz basit problemlerden dolayı başarı yakalayamıyoruz. Yenilikçi düşünmüyoruz, hatta yenilikçi düşünmeyi hor görüyoruz. Yenilikleri kabul etmiyoruz, taşlıyoruz. Fatih Terim Galatasaray'da ilk defa 96'da görev almış. 25 yıldır aynı teknik adamla devam ediyorlar. Yeni ve "yenilikçi" bir başkan geliyor ve "Galatasaray'ın hocası Fatih Terim'dir" diyor. 10 yıldır başkanlar, taraftarlar ve teknik direktörler vesaire de dahil kimse Muslera'ya söz ettirmiyordu, bugün Fatih hoca Muslera'ya "isyan" etmiş. Eminim doğru veya yanlış farketmeksizin Fatih hocaya bir şey diyemeyen binlerce taraftar vardır. Aynı şekilde Muslera'ya da bir şey diyemiyorlar çünkü onlar için ikisi de çok kutsal. Bugün Muslera futbolu bıraksa, Fatih hoca da "yeter artık ben emekli oluyorum" dese koskoca Galatasaray ne yapacak? Ben gerçekten üzülüyorum ya. Lafı daha da uzattım, daha da sinirim bozuluyor, gerçekten yeter artık. Devamını siz düşünerek getirin, kafa yorarak getirin. Umarım başta spor olmak üzere genel olarak tüm alanlarda başarılı olacağımız günleri de ölmeden görürüz, iyi geceler.