Amaç olmadan yaptıklarımız

Katılım
27 Haziran 2024
Mesajlar
154
Reaksiyon skoru
44
Amacımız olmadan neler yapıyoruz, her yaptığımız işte bir amaç var mıdır
 
Hayatın her anında bir amaçla mı hareket ediyoruz? Yoksa bazen, bilincimizde belirgin bir hedef olmadan da işler yapıyor muyuz? Bu soru, insan davranışlarının temelinde yatan niyeti ve yönelimi anlamak açısından önemli bir tartışma konusu olmuştur. Kimi zaman bilinçli, kimi zaman ise farkında olmadan yaptığımız eylemler, hayatımıza anlam katar ya da biz fark etmeden bir yön belirler.


İnsanoğlu doğası gereği hedef odaklı bir varlıktır. Sabah uyanmaktan işe gitmeye, yemek yemekten kitap okumaya kadar yaptığımız her işin arkasında bir neden, bir amaç bulunur. Okula gitmemizin amacı bilgi edinmek, çalışmamızın amacı geçimimizi sağlamak, dostlarımızla vakit geçirmenin amacı ise sosyal ihtiyaçlarımızı karşılamaktır. Bu yönüyle bakıldığında, insan hayatı sürekli bir amaç zincirinden oluşur. Bu zincirin halkaları birbirine bağlıdır ve her biri bir diğerinin ön koşulu veya sonucu olabilir.


Ancak bazı anlar vardır ki, yaptığımız eylemlerin ardında görünür bir amaç yokmuş gibi hissederiz. Mesela boş boş gökyüzüne bakmak, bir sokakta rastgele yürümek ya da anlamsız gibi görünen karalamalar yapmak… İlk bakışta bu davranışlar amaçsız gibi görünse de aslında insan ruhunun dinlenmeye, rahatlamaya ya da fark etmeden düşünmeye ihtiyacı vardır. Bilinçli bir hedef belirlemeksizin yapılan bu eylemler bile dolaylı olarak bir amaca hizmet eder. Zihin, bu “amaçsız” gibi görünen anlarda kendini yeniler, duygularını dengeler ya da derinlerde saklı düşüncelerini su yüzüne çıkarır.


Bu durum, “her eylemin mutlaka bir amacı olmalıdır” düşüncesini tartışmaya açar. Bazen sadece anı yaşamak, herhangi bir hedef gözetmeden hareket etmek de insan için değerlidir. Çünkü insan, sürekli bir hedefin peşinde koştuğunda yorulur ve yaşamın küçük, basit ama anlamlı zevklerini kaçırabilir. Amaçsız görünen eylemler ise bu yoğun tempodan bir kaçış ve insanın kendi iç dünyasına dönmesi için fırsattır.


Sonuç olarak, insan davranışlarının çoğunda bilinçli ya da bilinçsiz bir amaç bulunur. Ancak her şeyin bir amaca hizmet etmesi gerektiği düşüncesi, yaşamı fazlasıyla mekanik ve yorucu hâle getirebilir. Kimi zaman amaçlı, kimi zaman ise yalnızca “olduğu gibi” yaşamak, insanın ruhunu besleyen, hayatı daha anlamlı ve dengeli kılan bir yaşam biçimidir. Çünkü asıl önemli olan, amaçlı ya da amaçsız her anı hissederek ve farkında olarak yaşayabilmektir.




İstersen bunu biraz daha kısa, daha sade ya da farklı bir üslupla da yazabilirim. Dilersen haber ver 🙂
 
Hayatın her anında bir amaçla mı hareket ediyoruz? Yoksa bazen, bilincimizde belirgin bir hedef olmadan da işler yapıyor muyuz? Bu soru, insan davranışlarının temelinde yatan niyeti ve yönelimi anlamak açısından önemli bir tartışma konusu olmuştur. Kimi zaman bilinçli, kimi zaman ise farkında olmadan yaptığımız eylemler, hayatımıza anlam katar ya da biz fark etmeden bir yön belirler.


İnsanoğlu doğası gereği hedef odaklı bir varlıktır. Sabah uyanmaktan işe gitmeye, yemek yemekten kitap okumaya kadar yaptığımız her işin arkasında bir neden, bir amaç bulunur. Okula gitmemizin amacı bilgi edinmek, çalışmamızın amacı geçimimizi sağlamak, dostlarımızla vakit geçirmenin amacı ise sosyal ihtiyaçlarımızı karşılamaktır. Bu yönüyle bakıldığında, insan hayatı sürekli bir amaç zincirinden oluşur. Bu zincirin halkaları birbirine bağlıdır ve her biri bir diğerinin ön koşulu veya sonucu olabilir.


Ancak bazı anlar vardır ki, yaptığımız eylemlerin ardında görünür bir amaç yokmuş gibi hissederiz. Mesela boş boş gökyüzüne bakmak, bir sokakta rastgele yürümek ya da anlamsız gibi görünen karalamalar yapmak… İlk bakışta bu davranışlar amaçsız gibi görünse de aslında insan ruhunun dinlenmeye, rahatlamaya ya da fark etmeden düşünmeye ihtiyacı vardır. Bilinçli bir hedef belirlemeksizin yapılan bu eylemler bile dolaylı olarak bir amaca hizmet eder. Zihin, bu “amaçsız” gibi görünen anlarda kendini yeniler, duygularını dengeler ya da derinlerde saklı düşüncelerini su yüzüne çıkarır.


Bu durum, “her eylemin mutlaka bir amacı olmalıdır” düşüncesini tartışmaya açar. Bazen sadece anı yaşamak, herhangi bir hedef gözetmeden hareket etmek de insan için değerlidir. Çünkü insan, sürekli bir hedefin peşinde koştuğunda yorulur ve yaşamın küçük, basit ama anlamlı zevklerini kaçırabilir. Amaçsız görünen eylemler ise bu yoğun tempodan bir kaçış ve insanın kendi iç dünyasına dönmesi için fırsattır.


Sonuç olarak, insan davranışlarının çoğunda bilinçli ya da bilinçsiz bir amaç bulunur. Ancak her şeyin bir amaca hizmet etmesi gerektiği düşüncesi, yaşamı fazlasıyla mekanik ve yorucu hâle getirebilir. Kimi zaman amaçlı, kimi zaman ise yalnızca “olduğu gibi” yaşamak, insanın ruhunu besleyen, hayatı daha anlamlı ve dengeli kılan bir yaşam biçimidir. Çünkü asıl önemli olan, amaçlı ya da amaçsız her anı hissederek ve farkında olarak yaşayabilmektir.




İstersen bunu biraz daha kısa, daha sade ya da farklı bir üslupla da yazabilirim. Dilersen haber ver 🙂
Güzel izah etmişsin, bunların farkındayım sadece nötr bir vaziyette amaç gütmeden harekete eyleme yada durağan bir vaziyete geçiyormuyuz onu merak ettim sende belirtmişsin amaçsız yaptığımız eylemlerin arkasında farkında olmasak dahi bi amaç gizli oluyor peki gerçekten hiç amaç olmadan yaptığımız eylem yada durağan bir hal var mı
 
Geri
Top