bazen zaman yanıltıyor bizi, göstermiyor gerçeği. güzel geçen vakitleri hep sonradan bize farkettiriyor. belki de bu en büyük ihanetidir zamanın. soluyor her gün bir çiçek, sıra yanı başımıza da geliyor. pek tabi davulun sesi uzaktan hoş gelir, yakından duyulan acının tarifi pek mümkün olmuyor. ne denilebilir ki? bir manası yok gibi bu hayatın. kim diyebilir ki hikayelerle dolu bir hayat bir hikaye değildir diye? aslında hepimiz bir romanın karakterleriyiz. kimi kötü ya da depresif rolünü oynuyor, kimisi de mutlu hayatı yaşıyor. kimi aşk acısı çekiyor, kimi de günün biri çekip gidiyor. hayat bitmeyen hikayelerle dolu, ve de ansızın yarım kalan hikayelerle. herkes uzak diyarlara gitmek istiyor, uzak diyarlar binlerce kilometre değil, birkaç sayfa uzaklıkta...
zapkinus ya da kanon'dan...
önerebileceğim bir kitap: baharda yine geliriz (barış bıçakçı)
"Güzel bir kitap okumak ve ömrümün geri kalanını o kitabı okuduğum yerde geçirmek istiyorum," demişti. Sonra da bana dönüp sormuştu: "İnsan güzel bir kitap okuduğu yerden nasıl ayrılabilir?"

Reaksiyonlar: zapkinus