Neden İngilizce Öğrenemiyoruz?

Katılım
28 Ağustos 2024
Mesajlar
341
Reaksiyon skoru
148
Merhaba sevgili dostlarım, abilerim. Bugün bir soru sorma değil, bir soruya cevap verme konusu açtım. Uzun yıllardır İngilizce görmemize rağmen niye öğrenemiyoruz? Bugün bu soruya cevap verme günü. Yani bir nevi makale yazacağım. Dilerseniz başlayalım:

Öncelikle İngilizce gerçekten güzel bir dil bende B2 seviyede olmayı çok isterdim lakin A2 seviyesindeyim. :| ha eğer cümle kurma konusuna geleceksek A1 olduğumu dahi düşünmüyorum. Bunun en temel nedenlerinden birisi nedir? Çok basit. Mevcut eğitim sistemi, dili bir iletişim aracı olarak değil, ölçülmesi ve sınıflandırılması gereken bir akademik ders olarak ele almaktadır. Hâlbuki İngilizce artık istek değil ihtiyaçtır. Ama bilmeyen çok var ben dahil. Her neyse, Bu yaklaşım, öğretim sürecini doğal dil kullanımından uzaklaştırarak gramer ağırlıklı, test merkezli bir yapıya dönüştürmektedir. Sonuç olarak öğrencilere dilin kuralları saçma sapan ve bir sınav için stres edilerek öğretilmeye değil ezberletilmeye çalışılıyor. Aslında çok yanlış, ezber kısa süreli bir yöntemdir. Bunun yerine bol bol pratik yapılsaydı eğer şuan olduğumuzdan daha yüksek seviyede olacağımızdan hiç şüphem yok. Mesela İngilizce dersleri direk 1.sınıftan itibaren başlamalı bence (Tamamen şahsi görüşüm). Peki diğer sorun ne?

Diğer sorun ise hata yapmanın olumsuz olarak gösterilmesi. Hâlbuki öğrenciyi geliştiren yaptığı hatalardır. Hata yapma korkusu, iletişimden kaçınma davranışını önemli ölçüde etkiler.

Şimdi geldik bana göre en kritik soruna, nedir bu sorun? İngilizce kaynaklarının %97'lik kısmında Türkçe açıklamaları, sadeleştirilen rehberleri dahi bulunmuyor. İngilizce bilmeyen birine tamamı İngilizce kaynak ile İngilizce öğretemezsiniz. Bu sözü kanıtlayan argümanım Albert Einstein'dan gelsin, "Bir şeyi basitçe açıklayamıyorsan, yeterince anlamıyorsun." İngilizce öğretimini yalnızca İngilizce anlatan sistem, aslında kendi yöntemini de tam anlamamaktadır. Peki bana göre kaynaklar nasıl olmalı? Fotoğraflar kısmına bırakacağım lakin burda da anlatayım. Kaynaklar tek dilli değil, katmanlı olmalı. Başlangıç ve orta seviyede (A1–B1) İngilizce hakkında en ufak fikri dahi olmayan herhangi bir öğrencinin karşısına çıkan saçma sapan kaynakla İngilizce öğrenilmez. Konu anlatımlarında Türkçe açıklamalar olması öğrenciler için çok daha iyi olur.

Peki bunları nasıl farkettim? Bunları farketmem her ne kadar geç olsa da 9.sınıfta farkettim bunu. Biz uzun yıllardır sözde İngilizce'yi öğreniyoruz. Bakın sözde öğreniyoruz. Çünkü ezberle dil öğrenilmez sadece sınav geçilir, idare edilir. Peki sorun sadece eğitim sisteminden mi kaynaklı? Elbette hayır. Çok klişe gelecek ama hiç kulak alışması için dile maruz kalmıyoruz ki ben 1-2 aydır mı ne İngilizce/Almanca rap dinliyorum. Allah'tan Almanca'yı yapabiliyorum. Onu da yapamasak yanmıştık resmen.

Bugünlük bu kadar hocalarım, kendinize dikkat edin.
 

Ekler

  • 1000019463.webp
    1000019463.webp
    208.8 KB · Hit: 54
  • 1000019464.webp
    1000019464.webp
    54.1 KB · Hit: 52
Katılmıyorum, tam tersi sürekli Türkçe çeviri yapmaktan öğrenemiyorlar. Çeviri ve dil bilmek iki ayrı meziyettir. Ben ne zaman bir şeylerin çevirisini öğrenmeyi bırakıp anlamını öğrenmeye odaklandım o zaman devamı geldi. Okul sisteminin düzeltilecek yanları olmasına rağmen çok yüksek saatler eğitim alınıyor. Yeterli yani. Ama bizim gençlikte amaç farklı oluyor. Sınav aracı olarak dil farklı bir şey kültür öğesi tüketmek ve iletişim kurmak için farklı. Aksi hâlde matematik, kendi dilinde okuduğunu anlama gibi alanlarda da oecd sonuncusu olmazdık.
 
Ülkenin 2/3'ü düzgün Türkçe bile konuşamazken akademik İngilizce öğretilmeye çalışılıyor. Doğru bir sistemle en az 2 dil günlük konuşmaya uygun seviyede öğretilebilirdi.
 
Katılmıyorum, tam tersi sürekli Türkçe çeviri yapmaktan öğrenemiyorlar. Çeviri ve dil bilmek iki ayrı meziyettir. Ben ne zaman bir şeylerin çevirisini öğrenmeyi bırakıp anlamını öğrenmeye odaklandım o zaman devamı geldi. Okul sisteminin düzeltilecek yanları olmasına rağmen çok yüksek saatler eğitim alınıyor. Yeterli yani. Ama bizim gençlikte amaç farklı oluyor. Sınav aracı olarak dil farklı bir şey kültür öğesi tüketmek ve iletişim kurmak için farklı. Aksi hâlde matematik, kendi dilinde okuduğunu anlama gibi alanlarda da oecd sonuncusu olmazdık.
“Ana dil desteği” ile “sürekli çeviri” aynı şey değildir. Benim dediğim şey, her yapının Türkçeye çevrilmesi değil; öğrenenin, dili henüz bilmediği aşamada anlam kurmasını sağlayacak ara açıklamaların bulunmasıdır. Yanlış laf söylemek asla istemem böyle bir niyetim yok ama ben pek katılmıyorum abi.

Sonuçta önemli olan dilin anlaşılması. Anlaşılabilirlik dil öğrenmenin temelinde yatar. Ama sana hak verdiğim konu şurda, her zaman çeviri yapmak her yerde en gereksiz yerde bile uğraşmak yerine çeviri yapmak işte bu gerçekten çok can sıkar burda haklısın işte.
Mesajlar otomatik olarak birleştirildi:

Ülkenin 2/3'ü düzgün Türkçe bile konuşamazken akademik İngilizce öğretilmeye çalışılıyor. Doğru bir sistemle en az 2 dil günlük konuşmaya uygun seviyede öğretilebilirdi.
Aynen öyle. Hele ki şuan sözde Cambridge Üniversitesi'nin kaynakları kullanılıyormuş güya bizim okulda. Ee güzel EyvAllah'ta İngilizce bilmeyen adam full İngilizce kaynağını nasıl anlayacak? Onu çözemedim.
 
“Ana dil desteği” ile “sürekli çeviri” aynı şey değildir. Benim dediğim şey, her yapının Türkçeye çevrilmesi değil; öğrenenin, dili henüz bilmediği aşamada anlam kurmasını sağlayacak ara açıklamaların bulunmasıdır. Yanlış laf söylemek asla istemem böyle bir niyetim yok ama ben pek katılmıyorum abi.

Sonuçta önemli olan dilin anlaşılması. Anlaşılabilirlik dil öğrenmenin temelinde yatar. Ama sana hak verdiğim konu şurda, her zaman çeviri yapmak her yerde en gereksiz yerde bile uğraşmak yerine çeviri yapmak işte bu gerçekten çok can sıkar burda haklısın işte.
Mesajlar otomatik olarak birleştirildi:


Aynen öyle. Hele ki şuan sözde Cambridge Üniversitesi'nin kaynakları kullanılıyormuş güya bizim okulda. Ee güzel EyvAllah'ta İngilizce bilmeyen adam full İngilizce kaynağını nasıl anlayacak? Onu çözemedim.

Saçma bulabilirsin bir sıkıntı yok, Yanlış laf olmuyor.

Benim kastım sürekli çeviriden ziyade farlı dilde bir metin okuduğunda veya duyduğunda beynindeki akışın bu Türkçe'de hangi cümle, şu cümle, o cümle de bu anlama geliyor, demek ki böyle dedi şeklinde olması. Bunun kökeni de o dili öğrenirken maruz kaldığın şeyin sürekli o metinlerin tam Türkçe karşılığını seçeneklerde arayarak 15 sene geçirmiş olmak. Ya da tam tersi konuşmaya çalışırken, ben ne diyeceğim, bunu İngilizce'de nasıl söylerim diye iki aşamalı süreçten geçmek.

İngilizce kaynaktan da öğrenirken bunu olumlu yönde besliyorsun aslında ama yine aynı mantalitede devam edersen sadece külfet olur. Olay dili frontal korteksten omuriliğe taşımak. Sen nasıl her gün girdiğin oyunda "kaç kill'in var?", "sniper'a bak nereye camp'lemiş", "lan heal bassana" gibi ifadeler duyduğunda çeviri safhasını atlıyorsun ama yolda turist çevirip How can i go to the x" dediğinde "ıığğğğ" yapıyorsun bu sebepten. Çünkü kill->öldürmek diye düşünüp durmayı geçip kelimeyi semantik olarak omuriliğe atmış oluyorsun. Yanlış yöntemine rağmen yüzlerce kez maruz kalıp, o çeviriyi yaptıktan sonra ister istemez geçiyor. Bunu hızlandırmanın yolu da Türkçe ara katmanından tamamen kurtulmak.

Bunları 5 yaşında veya 2. sınıfta yapmak evet garip kaçabiliyor bazı durumlarda ama neredeyse lise çağına gelmiş insanın önünden kitabını alabilirsin. A seviyesinin olayı bu zaten. Eğer A'dan B'ye geçeceksen atlaman gereken eşik de bu oluyor. Küçük yaşta da aslında sıfırdan böyle eğitim alırsan yine zemin oluşmuş oluyor. Çift dilli çocukları düşün tam olarak bu öğrenmeyi yapıyorlar. Anneannesinin evine gittiğin "aç ağzını uçak geliyor" işitiyor babaannesinin evine gidiyor "plane go brr" işitiyor ve ikisini birbirinden bağımsız anlamsal olarak kazanıyor. Bu bunun çevirisidir olarak değil.
 
Saçma bulabilirsin bir sıkıntı yok, Yanlış laf olmuyor.

Benim kastım sürekli çeviriden ziyade farlı dilde bir metin okuduğunda veya duyduğunda beynindeki akışın bu Türkçe'de hangi cümle, şu cümle, o cümle de bu anlama geliyor, demek ki böyle dedi şeklinde olması. Bunun kökeni de o dili öğrenirken maruz kaldığın şeyin sürekli o metinlerin tam Türkçe karşılığını seçeneklerde arayarak 15 sene geçirmiş olmak. Ya da tam tersi konuşmaya çalışırken, ben ne diyeceğim, bunu İngilizce'de nasıl söylerim diye iki aşamalı süreçten geçmek.

İngilizce kaynaktan da öğrenirken bunu olumlu yönde besliyorsun aslında ama yine aynı mantalitede devam edersen sadece külfet olur. Olay dili frontal korteksten omuriliğe taşımak. Sen nasıl her gün girdiğin oyunda "kaç kill'in var?", "sniper'a bak nereye camp'lemiş", "lan heal bassana" gibi ifadeler duyduğunda çeviri safhasını atlıyorsun ama yolda turist çevirip How can i go to the x" dediğinde "ıığğğğ" yapıyorsun bu sebepten. Çünkü kill->öldürmek diye düşünüp durmayı geçip kelimeyi semantik olarak omuriliğe atmış oluyorsun. Yanlış yöntemine rağmen yüzlerce kez maruz kalıp, o çeviriyi yaptıktan sonra ister istemez geçiyor. Bunu hızlandırmanın yolu da Türkçe ara katmanından tamamen kurtulmak.

Bunları 5 yaşında veya 2. sınıfta yapmak evet garip kaçabiliyor bazı durumlarda ama neredeyse lise çağına gelmiş insanın önünden kitabını alabilirsin. A seviyesinin olayı bu zaten. Eğer A'dan B'ye geçeceksen atlaman gereken eşik de bu oluyor. Küçük yaşta da aslında sıfırdan böyle eğitim alırsan yine zemin oluşmuş oluyor. Çift dilli çocukları düşün tam olarak bu öğrenmeyi yapıyorlar. Anneannesinin evine gittiğin "aç ağzını uçak geliyor" işitiyor babaannesinin evine gidiyor "plane go brr" işitiyor ve ikisini birbirinden bağımsız anlamsal olarak kazanıyor. Bu bunun çevirisidir olarak değil.
Öyle tabi abi zaten genel olarak haklısın. Lakin İngilizce bilmeyen arkadaşlar için sadece konu anlatım kısmı İngilizce olursa çok daha iyi olur benim kastettiğim tıpkı yukarıda attığım sayfalar gibi.
 
Merhaba sevgili dostlarım, abilerim. Bugün bir soru sorma değil, bir soruya cevap verme konusu açtım. Uzun yıllardır İngilizce görmemize rağmen niye öğrenemiyoruz? Bugün bu soruya cevap verme günü. Yani bir nevi makale yazacağım. Dilerseniz başlayalım:

Öncelikle İngilizce gerçekten güzel bir dil bende B2 seviyede olmayı çok isterdim lakin A2 seviyesindeyim. :| ha eğer cümle kurma konusuna geleceksek A1 olduğumu dahi düşünmüyorum. Bunun en temel nedenlerinden birisi nedir? Çok basit. Mevcut eğitim sistemi, dili bir iletişim aracı olarak değil, ölçülmesi ve sınıflandırılması gereken bir akademik ders olarak ele almaktadır. Hâlbuki İngilizce artık istek değil ihtiyaçtır. Ama bilmeyen çok var ben dahil. Her neyse, Bu yaklaşım, öğretim sürecini doğal dil kullanımından uzaklaştırarak gramer ağırlıklı, test merkezli bir yapıya dönüştürmektedir. Sonuç olarak öğrencilere dilin kuralları saçma sapan ve bir sınav için stres edilerek öğretilmeye değil ezberletilmeye çalışılıyor. Aslında çok yanlış, ezber kısa süreli bir yöntemdir. Bunun yerine bol bol pratik yapılsaydı eğer şuan olduğumuzdan daha yüksek seviyede olacağımızdan hiç şüphem yok. Mesela İngilizce dersleri direk 1.sınıftan itibaren başlamalı bence (Tamamen şahsi görüşüm). Peki diğer sorun ne?

Diğer sorun ise hata yapmanın olumsuz olarak gösterilmesi. Hâlbuki öğrenciyi geliştiren yaptığı hatalardır. Hata yapma korkusu, iletişimden kaçınma davranışını önemli ölçüde etkiler.

Şimdi geldik bana göre en kritik soruna, nedir bu sorun? İngilizce kaynaklarının %97'lik kısmında Türkçe açıklamaları, sadeleştirilen rehberleri dahi bulunmuyor. İngilizce bilmeyen birine tamamı İngilizce kaynak ile İngilizce öğretemezsiniz. Bu sözü kanıtlayan argümanım Albert Einstein'dan gelsin, "Bir şeyi basitçe açıklayamıyorsan, yeterince anlamıyorsun." İngilizce öğretimini yalnızca İngilizce anlatan sistem, aslında kendi yöntemini de tam anlamamaktadır. Peki bana göre kaynaklar nasıl olmalı? Fotoğraflar kısmına bırakacağım lakin burda da anlatayım. Kaynaklar tek dilli değil, katmanlı olmalı. Başlangıç ve orta seviyede (A1–B1) İngilizce hakkında en ufak fikri dahi olmayan herhangi bir öğrencinin karşısına çıkan saçma sapan kaynakla İngilizce öğrenilmez. Konu anlatımlarında Türkçe açıklamalar olması öğrenciler için çok daha iyi olur.

Peki bunları nasıl farkettim? Bunları farketmem her ne kadar geç olsa da 9.sınıfta farkettim bunu. Biz uzun yıllardır sözde İngilizce'yi öğreniyoruz. Bakın sözde öğreniyoruz. Çünkü ezberle dil öğrenilmez sadece sınav geçilir, idare edilir. Peki sorun sadece eğitim sisteminden mi kaynaklı? Elbette hayır. Çok klişe gelecek ama hiç kulak alışması için dile maruz kalmıyoruz ki ben 1-2 aydır mı ne İngilizce/Almanca rap dinliyorum. Allah'tan Almanca'yı yapabiliyorum. Onu da yapamasak yanmıştık resmen.

Bugünlük bu kadar hocalarım, kendinize dikkat edin.
Bütün yazı boyunca sistem sistem sistem demişsin ozaman elinin altında bulunan sınırsız kaynakla neden İngilizce öğrenemiyorsun? Çünkü " öğrenememek değil sorun öğrenmemek". Isteyen her şekilde öğrenir. Doğru öğrenme tekniği vardır, daha hızlı öğrenme tekniği vardır vs vs. ama sonuç olarak gerçekten öğrenmek isteyen biri olmadığı sürece eğer elinizde doremonun ekmeği yoksa öğrenemezsiniz
 
Uygulamadığınız bir şeyi öğrenemezsiniz. Yazın gidin tatil bölgelerine ve bir yerlerde çalışın.
İngilizler ingilizceyi nasıl konuşuyor dinleyin ve onlarla konuşun.
 
English baby : I can speak English because it's my native language and the people around me speak English, so my English is constantly improving; my learning process doesn't stay theoretical...

Yapay zeka: I can speak, write, and even develop any language in my code, to the extent that it is defined and permitted...

İngilizce öğrenmek zorunda hissedenler: olmuyor, olmuyor ... İbrahim Tatlıses; eben nerde yanlış yaptım :D
 
1. Dilin yapısı farklı, Türkçe dünyanın en zor dillerinden biri. İngilizce ise çok kolay olmasına rağmen yapısı farklı olduğu için öğrenmekte zorluk çekiyoruz. Bazı insanların japonca, korece gibi dilleri daha kolay öğrendiğini görebilirsiniz, bu yapı benzerliğinden dolayı.

2. Her konuştuğumuzu Türkçeye tercüme etmeye çalıştığımız için çok fazla kafamız karışıyor. Buda zorluklardan birisi. Bu durumu yaşamayan yoktur herhalde, her gördüğümüz cümlenin o anda Türkçesini tercüme etmeye çalışıyoruz. Türkçenin kelime havuzu ingilizce den çok çok fazla olduğu için epey kafamız karışıyor tercüme ederken.

Bu sorunu nasıl aşarız derseniz : Uygulama ile, ingilizce konuşan kişiyle birebir sohbet, kısaca günlük hayatınızda kullanmanız gerek. Ezberle üstesinden gelmek zor.
 
Ben dillerin dışarıdan öğretilebilecek şeyler olduğunu da çok düşünmüyorum açıkçası. Bir matematik konusu olur, bir tarihi olay olur falan anlarım, ancak dilde kural vermek ve bazı akılda kalıcı kelimeler vermekten başka dışarıdan bir eğitimin çok da etkili olduğunu düşünmüyorum. Dilin her alanı için uygulamalar koyulsa da, sınıf ortamında aman aman verimli olacağını düşünmüyorum, çünkü seviye farkı var, işleme farkı var, kafa yapısı farkı var...


Hepsinin kişinin kendisinde bittiğini düşünüyorum ben. Ben hazırlık okudum, çoğunluk hazırlığı boş olarak değerlendiriyordu, katıldığım katılmadığım yerler var. Mesela hazırlığın en iyi yanı verdiği o koca 8 ay idi. O sırada ben A1-A2 den 6 ayda B2'te çıktım, 6 ay sonra da daha az bir eforla C1 oldum.
 
O dile ne kadar maruz kalırsan o kadar çabuk öğrenirsin şahsen kursa gidiyorum b2 kurunu tamamladım kursta pek konuşamıyorum anlıyorum ama konuşurken gerildiğim için pek güzel cevaplar veremiyorum ama c1 seviyesinde bir kurs için gayet yeterli olduğumu düşünüyorum hoca hikayeler anlatıyor sohbet ediyor ben pek katılmıyorum konuşmaya uzak kalıyorum fakat İngilizceye maruz kaldıkça rahat öğreniyorum
 
Eğitim kötü, kendimizi geliştirmiyoruz. Ben sıyrıldım.
 
Yeni mesajlar Yeni Konu Aç  

   

SON KONULAR

Forum istatistikleri

Konular
1,190,008
Mesajlar
10,729,698
Üyeler
188,866
Son üye
Jounesturcs
Geri
Top