- Katılım
- 26 Mart 2020
- Mesajlar
- 17,992
- En İyi Cevap
- 26
- Reaksiyon skoru
- 30,783
Sosyal medyada çokça gördüğüm bir tartışma. İnsanlar farklı düşüncelere sahip. Bir fikre saygı duymak ne demektir? İnsanlar bu sözün muhtevasında anlaşamıyor çoğu zaman. Bazıları saygı duymamayı o fikrin sahibine küfür etmek, terbiyesizlik yapmak olarak anlıyor. Bazıları daha basit şey olarak konumlandırmış kafasında. Neden böyle farklı anlıyor insanlar saygı meselesini? Hiç düşündünüz mü?
Esasında bu fikir ayrılığı dil inkılabından kaynaklıyor. Saygı pek kullandığımız bir kelime değildi eskiden. Hürmet, ihtiram, tâzim gibi kelimeleri kullanırdık. Fakat dil inkılabı sonrası saygı diye bir kelimenin muhtevasına hem bu kelimeleri hem de bonus olarak üslubu bozmamayı sıkıştırdık. İnsanlar arasındaki "Her fikre saygı duyulur mu?" gibi tartışmalar da tam bu yüzden oluyor aslında.
Biri saygı derken hürmet, ihtiram, tâzim anlıyor. "Saygı duyduğum kişinin başımın üstünde yeri vardır abi!" şeklinde düşünüyor. Üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı vs. gibi herhangi bir sebep dolayısıyla bir kimseye az ya da çok değer veriyor. Hâliyle onunla iletişimde ölçülü davranmaya çalışıyor. Biri ise saygı derken mutlak olarak üslubu bozmama, terbiyesizlik etmeme anlıyor. "Karşıdaki görüş ne olursa olsun, katılmayıp değer vermesek bile üslubumuzu bozmamalıyız. Terbiyesizlik etmemeliyiz." diyor.
Saygı kelimesini farklı anlayan iki kişi tartışınca da bir türlü ortak paydada buluşamıyor hâliyle. Bir taraf yalnızca hak edene saygı gösterilir diyor, bir taraf katılmasan bile saygı göstermek zorundasın diyor. Boşa uzuyor gidiyor. Peki saygının asıl mânâsı ne? Bana kalırsa hürmet, ihtiram tâzim. Karşı taraf üslubu bozmama olarak anlıyorsa böyle olmadığını belirtmek gerek. Böylelikle pek çok sorun çözülecektir.
Buradan şuna varmaya çalışıyorum, hiç kimse herhangi bir kişiyi yahut fikri sevmemek zorunda olduğu gibi saygı göstermek zorunda da değildir. İnsanlar saygı göstermeyi üslubu bozmamak olarak anladığından "Herkese saygı göstermek gerekir." vs. diyorlar ama bu yanlış bir kullanım. Ayrıca, saygı duymadığım kişiye illaki üslübumu bozacak değilim. Bu, saygıdan bağımsız genel bir edep kuralıdır.
Esasında bu fikir ayrılığı dil inkılabından kaynaklıyor. Saygı pek kullandığımız bir kelime değildi eskiden. Hürmet, ihtiram, tâzim gibi kelimeleri kullanırdık. Fakat dil inkılabı sonrası saygı diye bir kelimenin muhtevasına hem bu kelimeleri hem de bonus olarak üslubu bozmamayı sıkıştırdık. İnsanlar arasındaki "Her fikre saygı duyulur mu?" gibi tartışmalar da tam bu yüzden oluyor aslında.
Biri saygı derken hürmet, ihtiram, tâzim anlıyor. "Saygı duyduğum kişinin başımın üstünde yeri vardır abi!" şeklinde düşünüyor. Üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı vs. gibi herhangi bir sebep dolayısıyla bir kimseye az ya da çok değer veriyor. Hâliyle onunla iletişimde ölçülü davranmaya çalışıyor. Biri ise saygı derken mutlak olarak üslubu bozmama, terbiyesizlik etmeme anlıyor. "Karşıdaki görüş ne olursa olsun, katılmayıp değer vermesek bile üslubumuzu bozmamalıyız. Terbiyesizlik etmemeliyiz." diyor.
Saygı kelimesini farklı anlayan iki kişi tartışınca da bir türlü ortak paydada buluşamıyor hâliyle. Bir taraf yalnızca hak edene saygı gösterilir diyor, bir taraf katılmasan bile saygı göstermek zorundasın diyor. Boşa uzuyor gidiyor. Peki saygının asıl mânâsı ne? Bana kalırsa hürmet, ihtiram tâzim. Karşı taraf üslubu bozmama olarak anlıyorsa böyle olmadığını belirtmek gerek. Böylelikle pek çok sorun çözülecektir.
Buradan şuna varmaya çalışıyorum, hiç kimse herhangi bir kişiyi yahut fikri sevmemek zorunda olduğu gibi saygı göstermek zorunda da değildir. İnsanlar saygı göstermeyi üslubu bozmamak olarak anladığından "Herkese saygı göstermek gerekir." vs. diyorlar ama bu yanlış bir kullanım. Ayrıca, saygı duymadığım kişiye illaki üslübumu bozacak değilim. Bu, saygıdan bağımsız genel bir edep kuralıdır.