Allah'ın bal arısıyla olan hatalı konuşması ?

Durum
Bu konu kilitlenmiştir.
Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: Dağlardan, ağaç ve insanların kuracakları kovanlardan kendine evler edin.
Sonra meyvelerin hepsinden ye de, rabbinin sana ilham ettiği yaylım yerlere gir,' diye emretti. (Nahl 68-69)



1= Bal arısı meyve yer mi arkadaşlar bu bilimsel olarak yanlış,polen ve nektar yerler sadece ?
2= Hadi diyelim ki bal arıları meyve yer, allah demiş ki bütün meyvelerden ye.Yahu istanduldaki bal arısı çilek yedikten sonra, 8200 KM ötedeki afrikaya gidip oradaki baobab meyvesini nasıl yiyecek ?
3= Ayrıca bal arısına kendine kovan edin demiş fakat,'bal arılarına emrediyorum' demeliydi.Tek 1 tane arı tek başına kovan inşa edemez ?
Yav arı meyve yemez diyen adam hayatında hiç arı veya kovan görmüş mü? Doğada çiçek, nektar azalınca arıların nasıl çatlamış üzüme, incire, şeftaliye çöktüğünü açıp bir izlesin. Zaten ayetteki kelime sadece senin anladığın elma armut demek değil; bitkinin bütün ürünü, özü, nektarı demektir. Azıcık okuyun araştırın ya.

İkinci olarak, Allah İstanbul'daki arıya Afrika'daki ağaca git mi diyor sence? Orada "her çeşit üründen ye" diyor. Sen şimdi "bütün gün yattım" deyince 24 saat saniye sektirmeden uyumuş mu oluyorsun? Mantığını kullan biraz kardeşim, düz mantıkla her şeyi harfi harfine anlama.

Bir de tek bir arıya kovan yapması için emir vermiş diyorsun. Oğlum Arapçada "arı" kelimesi topluluk ismidir ve dil kuralı gereği tekil ve dişi olarak kullanılır. Hadi onu geçtim, o kovanı yapan, o balı toplayan arıların tamamı zaten dişi işçi arılardır! Erkek arının kovan yaptığı, bal topladığı nerede görülmüş? Ayette emrin dişi formda gelmesi asıl bilimsel gerçeğin ta kendisi, sen kalkmış hata bulduğunu sanıyorsun. Azıcık saksıyı çalıştır lütfen.
 
Yav arı meyve yemez diyen adam hayatında hiç arı veya kovan görmüş mü? Doğada çiçek, nektar azalınca arıların nasıl çatlamış üzüme, incire, şeftaliye çöktüğünü açıp bir izlesin. Zaten ayetteki kelime sadece senin anladığın elma armut demek değil; bitkinin bütün ürünü, özü, nektarı demektir. Azıcık okuyun araştırın ya.

İkinci olarak, Allah İstanbul'daki arıya Afrika'daki ağaca git mi diyor sence? Orada "her çeşit üründen ye" diyor. Sen şimdi "bütün gün yattım" deyince 24 saat saniye sektirmeden uyumuş mu oluyorsun? Mantığını kullan biraz kardeşim, düz mantıkla her şeyi harfi harfine anlama.

Bir de tek bir arıya kovan yapması için emir vermiş diyorsun. Oğlum Arapçada "arı" kelimesi topluluk ismidir ve dil kuralı gereği tekil ve dişi olarak kullanılır. Hadi onu geçtim, o kovanı yapan, o balı toplayan arıların tamamı zaten dişi işçi arılardır! Erkek arının kovan yaptığı, bal topladığı nerede görülmüş? Ayette emrin dişi formda gelmesi asıl bilimsel gerçeğin ta kendisi, sen kalkmış hata bulduğunu sanıyorsun. Azıcık saksıyı çalıştır lütfen.
YAV NE KADAR OKUDUĞUNU ANLAMAKTAN ACİZ BİR İNSANSIN YA

Ayeti açıp bakarsan inandığın o allah şöyle diyor.''Meyvelerin hepsinden ye...'' Yav kardesim,evladım azıcık düşün.Bugün istanbuldaki bir arı nektar yedi diyelim,o arı BİNLERCE KİLOMETRE ÖTEDEKİ AFRİKADAKİ BAOBAB MEYVESİNİ NERDEN BULUPTA YİYECEK.O kadar yolu nasıl kat edip dünya üzerindeki bütün meyveleri yiyecek sen iyi misin ya.Her çeşit üründen ye demiyor,her çeşit meyveden ye diyor.Zaten senin dediğin gibi olsa bile her çeşit üründen nasıl yiyecek bir arının ömrü yetmez azıcık düşün lütfen azıcık bir düşün ya ?
 
YAV NE KADAR OKUDUĞUNU ANLAMAKTAN ACİZ BİR İNSANSIN YA

Ayeti açıp bakarsan inandığın o allah şöyle diyor.''Meyvelerin hepsinden ye...'' Yav kardesim,evladım azıcık düşün.Bugün istanbuldaki bir arı nektar yedi diyelim,o arı BİNLERCE KİLOMETRE ÖTEDEKİ AFRİKADAKİ BAOBAB MEYVESİNİ NERDEN BULUPTA YİYECEK.O kadar yolu nasıl kat edip dünya üzerindeki bütün meyveleri yiyecek sen iyi misin ya.Her çeşit üründen ye demiyor,her çeşit meyveden ye diyor.Zaten senin dediğin gibi olsa bile her çeşit üründen nasıl yiyecek bir arının ömrü yetmez azıcık düşün lütfen azıcık bir düşün ya ?
Oğlum yemin ederim gülmekten ölüyorum. İlkokul çocuğuna anlatsam o bile anlardı. Abim sen Efe Aydal falan mı izliyon? Reddit'ten argüman bulup burada mı satmaya çalışıyon. Efe Aydal taktikleri ha bunlar. Ezberiz bak.

Sen doktora gidip "Nasıl sağlıklı beslenirim?" diye sorduğunda doktor sana "Bütün sebzelerden ye" derse, sen doktora "Ben binlerce kilometre ötedeki Japonya'daki turpu nasıl bulup yiyeyim, benim ömrüm buna yetmez, sen iyi misin!" diye bağırıyor musun? Bağırmıyorsun. Çünkü azıcık aklı çalışan herkes, oradaki cümlenin "ulaşabildiğin her çeşit sebzeden beslen" demek olduğunu anlar; dünyada var olan her bir sebze tanesini tek tek bulup yutman gerektiğini değil.

Birincisi; ayette tek bir arıya "dünya turuna çıkıp bütün ağaçları dolaş" denmiyor. Hitap "Arı" familyasınadır, türünedir. Allah o canlı türünün içine koyduğu içgüdüyü, genel biyolojik programı anlatıyor. Dünyanın her yerindeki arı kolonileri, bulundukları coğrafyadaki bütün çiçeklerin ve bitkilerin özünden beslenir. Afrika'daki arı gider baobab ağacından yer, İstanbul'daki arı gider kestane ağacından yer. Totalde baktığında "arı familyası" yeryüzündeki bütün bitki çeşitlerinden beslenmiş ve onlardan bal yapmış olur.

İkincisi; kendi okuduğun Türkçe cümlede bile "meyvelerin hepsinden ye" yazıyor, "bütün meyveleri ye" yazmıyor. Orijinal metindeki (min) eki de tam olarak bu "-den/-dan" yani "bir kısmından/çeşidinden" anlamını verir. Bu, o coğrafyadaki bitki çeşitliliğine vurulmuş bir vurgudur.

Yani kendi kafanda "tek bir arı bütün dünyayı fiziken gezmek zorundadır" diye son derece düz ve sığ bir kural uydurup, sonra da kendi uydurduğun bu kuralın imkansızlığı üzerinden Kuran'da hata bulduğunu sanıyorsun. Ortada bir hata yok; sadece basit bir cümlenin anafikrini "dünyayı dolaşan tek bir süper kahraman arı" masalına çeviren okuduğunu anlama sorunu var.
 
Oğlum yemin ederim gülmekten ölüyorum. İlkokul çocuğuna anlatsam o bile anlardı. Abim sen Efe Aydal falan mı izliyon? Reddit'ten argüman bulup burada mı satmaya çalışıyon. Efe Aydal taktikleri ha bunlar. Ezberiz bak.

Sen doktora gidip "Nasıl sağlıklı beslenirim?" diye sorduğunda doktor sana "Bütün sebzelerden ye" derse, sen doktora "Ben binlerce kilometre ötedeki Japonya'daki turpu nasıl bulup yiyeyim, benim ömrüm buna yetmez, sen iyi misin!" diye bağırıyor musun? Bağırmıyorsun. Çünkü azıcık aklı çalışan herkes, oradaki cümlenin "ulaşabildiğin her çeşit sebzeden beslen" demek olduğunu anlar; dünyada var olan her bir sebze tanesini tek tek bulup yutman gerektiğini değil.

Birincisi; ayette tek bir arıya "dünya turuna çıkıp bütün ağaçları dolaş" denmiyor. Hitap "Arı" familyasınadır, türünedir. Allah o canlı türünün içine koyduğu içgüdüyü, genel biyolojik programı anlatıyor. Dünyanın her yerindeki arı kolonileri, bulundukları coğrafyadaki bütün çiçeklerin ve bitkilerin özünden beslenir. Afrika'daki arı gider baobab ağacından yer, İstanbul'daki arı gider kestane ağacından yer. Totalde baktığında "arı familyası" yeryüzündeki bütün bitki çeşitlerinden beslenmiş ve onlardan bal yapmış olur.

İkincisi; kendi okuduğun Türkçe cümlede bile "meyvelerin hepsinden ye" yazıyor, "bütün meyveleri ye" yazmıyor. Orijinal metindeki (min) eki de tam olarak bu "-den/-dan" yani "bir kısmından/çeşidinden" anlamını verir. Bu, o coğrafyadaki bitki çeşitliliğine vurulmuş bir vurgudur.

Yani kendi kafanda "tek bir arı bütün dünyayı fiziken gezmek zorundadır" diye son derece düz ve sığ bir kural uydurup, sonra da kendi uydurduğun bu kuralın imkansızlığı üzerinden Kuran'da hata bulduğunu sanıyorsun. Ortada bir hata yok; sadece basit bir cümlenin anafikrini "dünyayı dolaşan tek bir süper kahraman arı" masalına çeviren okuduğunu anlama sorunu var.
Senin en büyük hatan bu işte anlıyor musun.Doktorla allahın cümleleri bile aynı kefeye koyuyorsun.Doktorun onu lafın gelişi söylediğini herkes bilir.Hiç kimse doktora japonyaya nasıl gideceğim demez.Ama kuran söz konusuysa her şey net olmalı.Doktor gibi allah ayetlerinde mecaz lafın gelişi yaparsa ortalık 52 olur anladın mı olayı.? Kuranı yazıldığı gibi anlayacaksın,altındaki manalara mecazlara bak baka ayetleri bağlamından koparıyorsunuz
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Birincisi; ayette tek bir arıya "dünya turuna çıkıp bütün ağaçları dolaş" denmiyor. Hitap "Arı" familyasınadır, türünedir. Allah o canlı türünün içine koyduğu içgüdüyü, genel biyolojik programı anlatıyor. Dünyanın her yerindeki arı kolonileri, bulundukları coğrafyadaki bütün çiçeklerin ve bitkilerin özünden beslenir. Afrika'daki arı gider baobab ağacından yer, İstanbul'daki arı gider kestane ağacından yer. Totalde baktığında "arı familyası" yeryüzündeki bütün bitki çeşitlerinden beslenmiş ve onlardan bal yapmış olur.

İkincisi; kendi okuduğun Türkçe cümlede bile "meyvelerin hepsinden ye" yazıyor, "bütün meyveleri ye" yazmıyor. Orijinal metindeki (min) eki de tam olarak bu "-den/-dan" yani "bir kısmından/çeşidinden" anlamını verir. Bu, o coğrafyadaki bitki çeşitliliğine vurulmuş bir vurgudur.
Meyvelerin hepsinden ye ile bütün meyvelerden ye cümlesinin aynı olduğunu anlamıyorsun yada işine gelmiyor.Sana ne anlatsak boş.Allah ayette bütün arılara seslenmiyor.Allah ayette 1 arıya sesleniyor sıkıntı orada ?
 
Senin en büyük hatan bu işte anlıyor musun.Doktorla allahın cümleleri bile aynı kefeye koyuyorsun.Doktorun onu lafın gelişi söylediğini herkes bilir.Hiç kimse doktora japonyaya nasıl gideceğim demez.Ama kuran söz konusuysa her şey net olmalı.Doktor gibi allah ayetlerinde mecaz lafın gelişi yaparsa ortalık 52 olur anladın mı olayı.? Kuranı yazıldığı gibi anlayacaksın,altındaki manalara mecazlara bak baka ayetleri bağlamından koparıyorsunuz
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:


Meyvelerin hepsinden ye ile bütün meyvelerden ye cümlesinin aynı olduğunu anlamıyorsun yada işine gelmiyor.Sana ne anlatsak boş.Allah ayette bütün arılara seslenmiyor.Allah ayette 1 arıya sesleniyor sıkıntı orada ?
Allah ayette 1 arıya mı sesleniyor APIOSDJGIOASJFDGOIAKJSDFHOIKJADSFH

Birincisi: Benim verdiğim doktor örneği sadece senin zihninde canlanması için kurulmuş bir analojiydi. Sen o analojiye takılıp asıl verdiğim teknik gerçeği, yani ayette zaten "-den/-dan" (min) eki olduğu gerçeğini hasıraltı ediyorsun. Ayeti "yazıldığı gibi" anlasaydın, orada "istisnasız bütün meyveleri tek tek ye" yazmadığını, tam da senin dediğin gibi "meyvelerden ye" yazıldığını görürdün. Sen yazıldığı gibi okumuyorsun; kafandaki imkansız senaryoyu ayete dayatıp sonra o senaryo üzerinden hata bulduğunu sanıyorsun. İkincisi: "Kur'an'da mecaz veya lafın gelişi olmaz, her şey net yazıldığı gibi olmalı" lafı, dilbilimi ve teoloji hakkında HİÇBİR ŞEY BİLMEDİĞİNİN KANITIDIR. Allah insanlara onların diliyle, yani Arapçayla hitap eder. Her zengin dilde olduğu gibi Arapçada da mecaz, teşbih (benzetme) ve tağlib (genelleme) sanatları vardır. Mecazı inkar edersen asıl o zaman ortalık 52 olur. Örneğin, İsrâ Suresi 72. ayette "Kim bu dünyada kör ise ahirette de kördür" yazar. Senin sığ ve düz mantığına ("yazıldığı gibi okuma" kuralına) göre, dünyada fiziksel görme engelli olan herkes cehennemlik mi olacak? Hayır. Oradaki "körlük", hakikati görmeyenler için kullanılmış bir mecazdır. Edebi sanatları ve dil kurallarını reddederek bir metni okumaya çalışmak objektiflik değil, cehalettir. Üçüncüsü: Allah ile doktoru aynı kefeye koymuyorum; her ikisinin de ifade aracı olarak insan dilini kullandığını söylüyorum. İnsan dili matematik formülü değildir; içinde genellemeler barındırır. Allah, arının içine kodladığı içgüdüyü ve familyanın genel beslenme rejimini anlatırken senin dar mantığına uyup "İstanbul'daki arılar şuradan, Afrika'dakiler buradan yesin" diye her canlıya ayrı koordinat mı verecekti?

"Sıkıntı orada, 1 arıya sesleniyor" diyerek bulduğunu sandığın o büyük hatanın, aslında senin gramer bilginin sıfır olmasından kaynaklandığını yüzüne vurayım da dinle: Birincisi; Arapçada 1 tane arıya "Nahl" denmez, "Nahle" denir. Ayette geçen "En-Nahl" kelimesi tek bir arı demek değildir; topluluk, tür ve familya ismidir! Yani orada tek bir böceğe değil, komple "Arı familyasına" sesleniliyor. Arapça dil kuralına göre hayvan topluluklarına seslenilirken emir kipleri tekil ve dişi olarak gelir. Yani oradaki tekil sesleniş 1 tane arıyı değil, dil kuralı gereği koca arı türünü kapsıyor. Hayatında bir kere bile kelimenin kökenine bakmamışsın, kelimenin topluluk ismi olduğunu dahi bilmiyorsun, gelmiş burada "1 arıya sesleniyor" diye şov yapıyorsun. Sıkıntı ayette değil, senin kulaktan dolma yarım bilginde. İkincisi; Türkçe okuduğunu anlamayı da unutmuşsun sen. Önüne bir sepet dolusu farklı meyve koysam ve "meyvelerin hepsinden ye" desem, her çeşitten birer parça tadarsın. Ama "bütün meyveleri ye" desem, sepette ne var ne yok her şeyi yutman gerekir. Ayetin orijinalindeki "min" eki işte tam olarak o "-den/-dan" yani "her çeşidinden beslen" anlamını verir. Gidip dünyadaki bütün ağaçları tek başına yut demez. Hem kelimenin tür/familya ismi olduğunu bilmiyorsun, hem gramer kuralından haberin yok, hem de kafanda uydurduğun "tek bir arı bütün dünyayı gezip meyveleri yutuyor" masalına bizim inanmamızı bekliyorsun. Kendi cehaletini ayetin hatası sanmayı bırak artık.
 
Allah ayette 1 arıya mı sesleniyor APIOSDJGIOASJFDGOIAKJSDFHOIKJADSFH

Birincisi: Benim verdiğim doktor örneği sadece senin zihninde canlanması için kurulmuş bir analojiydi. Sen o analojiye takılıp asıl verdiğim teknik gerçeği, yani ayette zaten "-den/-dan" (min) eki olduğu gerçeğini hasıraltı ediyorsun. Ayeti "yazıldığı gibi" anlasaydın, orada "istisnasız bütün meyveleri tek tek ye" yazmadığını, tam da senin dediğin gibi "meyvelerden ye" yazıldığını görürdün. Sen yazıldığı gibi okumuyorsun; kafandaki imkansız senaryoyu ayete dayatıp sonra o senaryo üzerinden hata bulduğunu sanıyorsun. İkincisi: "Kur'an'da mecaz veya lafın gelişi olmaz, her şey net yazıldığı gibi olmalı" lafı, dilbilimi ve teoloji hakkında HİÇBİR ŞEY BİLMEDİĞİNİN KANITIDIR. Allah insanlara onların diliyle, yani Arapçayla hitap eder. Her zengin dilde olduğu gibi Arapçada da mecaz, teşbih (benzetme) ve tağlib (genelleme) sanatları vardır. Mecazı inkar edersen asıl o zaman ortalık 52 olur. Örneğin, İsrâ Suresi 72. ayette "Kim bu dünyada kör ise ahirette de kördür" yazar. Senin sığ ve düz mantığına ("yazıldığı gibi okuma" kuralına) göre, dünyada fiziksel görme engelli olan herkes cehennemlik mi olacak? Hayır. Oradaki "körlük", hakikati görmeyenler için kullanılmış bir mecazdır. Edebi sanatları ve dil kurallarını reddederek bir metni okumaya çalışmak objektiflik değil, cehalettir. Üçüncüsü: Allah ile doktoru aynı kefeye koymuyorum; her ikisinin de ifade aracı olarak insan dilini kullandığını söylüyorum. İnsan dili matematik formülü değildir; içinde genellemeler barındırır. Allah, arının içine kodladığı içgüdüyü ve familyanın genel beslenme rejimini anlatırken senin dar mantığına uyup "İstanbul'daki arılar şuradan, Afrika'dakiler buradan yesin" diye her canlıya ayrı koordinat mı verecekti?

"Sıkıntı orada, 1 arıya sesleniyor" diyerek bulduğunu sandığın o büyük hatanın, aslında senin gramer bilginin sıfır olmasından kaynaklandığını yüzüne vurayım da dinle: Birincisi; Arapçada 1 tane arıya "Nahl" denmez, "Nahle" denir. Ayette geçen "En-Nahl" kelimesi tek bir arı demek değildir; topluluk, tür ve familya ismidir! Yani orada tek bir böceğe değil, komple "Arı familyasına" sesleniliyor. Arapça dil kuralına göre hayvan topluluklarına seslenilirken emir kipleri tekil ve dişi olarak gelir. Yani oradaki tekil sesleniş 1 tane arıyı değil, dil kuralı gereği koca arı türünü kapsıyor. Hayatında bir kere bile kelimenin kökenine bakmamışsın, kelimenin topluluk ismi olduğunu dahi bilmiyorsun, gelmiş burada "1 arıya sesleniyor" diye şov yapıyorsun. Sıkıntı ayette değil, senin kulaktan dolma yarım bilginde. İkincisi; Türkçe okuduğunu anlamayı da unutmuşsun sen. Önüne bir sepet dolusu farklı meyve koysam ve "meyvelerin hepsinden ye" desem, her çeşitten birer parça tadarsın. Ama "bütün meyveleri ye" desem, sepette ne var ne yok her şeyi yutman gerekir. Ayetin orijinalindeki "min" eki işte tam olarak o "-den/-dan" yani "her çeşidinden beslen" anlamını verir. Gidip dünyadaki bütün ağaçları tek başına yut demez. Hem kelimenin tür/familya ismi olduğunu bilmiyorsun, hem gramer kuralından haberin yok, hem de kafanda uydurduğun "tek bir arı bütün dünyayı gezip meyveleri yutuyor" masalına bizim inanmamızı bekliyorsun. Kendi cehaletini ayetin hatası sanmayı bırak artık.
İşte böylece biz, O kitabı apaçık ayetler halinde indirdik(Hac 16) Bak kardesim kendin bile çelişki buldun farkında değilsin.SEN ŞUAN DİNDEN ÇIKTIN KAFİR OLDUN HABERİN YOK...

Allah bile ayetinde diyor ki kuranı apaçık indirdik sen diyorsun ki yok ayetler çok zengin bir dilde inmişte ayetlerde teşbih sanatı varmışta bir kelimenin onlarca manası vamrışta ayetlerde mecaz varmışta zart zurt ! Biz kutsal kitap mı okuyoruz bulmaca mı çözüyoruz belli değil be.Allahın ayetlerinden bile bir habersin bu senin SÖZDE MÜSLÜMAN OLDUĞUNUN EN BÜYÜK KANITIDIR.

Senin algılama kapasiten o kadar değiş ki ağzından çıkanların farkında değilsin.Ayette meyvelerin her çeşidinden beslen demesi bile tam bir fiyasko.Türkçe bir düşün bakalım eğer gittiysin ilk okul ana sınıfı yıllarını bi hatırla ? Türkçede meyvelerin her çeşidinden ye demek ne demektir ?
Allah arıya diyor ki,meyvelerin her çeşidinden ye.Yani dünya üzerinde kaç çeşit meyve varsa onları ye.HEPSİNİ YE BİTİR DEMİYOR ONU DEDİĞİMİ NEREDEN ÇIKARDIN? Bir arı bütün meyveleri azar azar olsa dahi yiyemeyeceğine göre bu ayet bilimsel ve mantiki olarak yanlıştır diyebiliriz.Arılar zaten meyve yemez bundan bi habersin.

Ve Rabbin, bal arısına, dağlarda, ağaçlarda ve çardak kurulan yerlerde kovan yapın diye vahyetti.(Nahl 68) Bak gördün mü bal arısına diyor BAL ARILARINA DEMİYOR ! Üstelik arıların tüm meyvelerden istesde yiyemeyeceğini,zaten arının meyve yemeyeceğini bile bilmiyorsun geliyorsun konulara yorum yapıyorsun.Kendini o kadar küçük düşürüyorsun ki haberin yok.
 
İşte böylece biz, O kitabı apaçık ayetler halinde indirdik(Hac 16) Bak kardesim kendin bile çelişki buldun farkında değilsin.SEN ŞUAN DİNDEN ÇIKTIN KAFİR OLDUN HABERİN YOK...

Allah bile ayetinde diyor ki kuranı apaçık indirdik sen diyorsun ki yok ayetler çok zengin bir dilde inmişte ayetlerde teşbih sanatı varmışta bir kelimenin onlarca manası vamrışta ayetlerde mecaz varmışta zart zurt ! Biz kutsal kitap mı okuyoruz bulmaca mı çözüyoruz belli değil be.Allahın ayetlerinden bile bir habersin bu senin SÖZDE MÜSLÜMAN OLDUĞUNUN EN BÜYÜK KANITIDIR.

Senin algılama kapasiten o kadar değiş ki ağzından çıkanların farkında değilsin.Ayette meyvelerin her çeşidinden beslen demesi bile tam bir fiyasko.Türkçe bir düşün bakalım eğer gittiysin ilk okul ana sınıfı yıllarını bi hatırla ? Türkçede meyvelerin her çeşidinden ye demek ne demektir ?
Allah arıya diyor ki,meyvelerin her çeşidinden ye.Yani dünya üzerinde kaç çeşit meyve varsa onları ye.HEPSİNİ YE BİTİR DEMİYOR ONU DEDİĞİMİ NEREDEN ÇIKARDIN? Bir arı bütün meyveleri azar azar olsa dahi yiyemeyeceğine göre bu ayet bilimsel ve mantiki olarak yanlıştır diyebiliriz.Arılar zaten meyve yemez bundan bi habersin.

Ve Rabbin, bal arısına, dağlarda, ağaçlarda ve çardak kurulan yerlerde kovan yapın diye vahyetti.(Nahl 68) Bak gördün mü bal arısına diyor BAL ARILARINA DEMİYOR ! Üstelik arıların tüm meyvelerden istesde yiyemeyeceğini,zaten arının meyve yemeyeceğini bile bilmiyorsun geliyorsun konulara yorum yapıyorsun.Kendini o kadar küçük düşürüyorsun ki haberin yok.
Senin Türkçe meal okuyup Arapça gramer çürütmeye çalışman, dublajlı film izleyip aktörün dudak hareketlerine laf etmene benziyor. Bana Hac 16'yı atıp "dinden çıktın" şovu yapmadan önce aç bir Kur'an'ın en temel ayetlerinden biri olan Âl-i İmrân Suresi 7. ayeti oku. Kitap bizzat kendisi "Benim bazı ayetlerim muhkemdir, bazıları ise müteşabihtir yani mecazlıdır, benzetmelidir" diyor. Kur'an kendisi "içimde mecaz var" derken, sen "mecaz varsa bulmacadır" diyerek aslında bizzat Kur'an'ın o ayetini inkar ediyorsun; Kur'an'ı kendi sığ mantığına uydurmaya çalışan senin bu cehaletindir. Bir metnin "apaçık" olması mesajının ve hükmünün net olması demektir, dilinin robottan çıkmış gibi sanatsız olması demek değildir. Türkçe konuşurken bile "Bu olay gün gibi apaçık" dediğinde benzetme yapmış oluyorsun, bunu bile anlayamayıp burada felsefe yapma bana. Arı meselesinde de iyice batmışsın; Arapçada "En-Nahl" kelimesi topluluk ismidir, "ordu" veya "millet" kelimesi gibi düşün. Kelime tekil yazılır ama koca bir türü kapsar. Sen o Türkçe mealdeki "arı" kelimesine bakıp tek bir böcekten bahsedildiğini sanıyorsun ama Arapça gramerde o kelime bütün bir familyayı anlatır. Ayrıca "arı meyve yemez" diyerek biyolojiden de ne kadar uzak olduğunu kanıtladın. Nektar dediğin şey zaten bitkinin ve ürünün sıvı özüdür, ayrıca doğada nektar azaldığında arıların incire, üzüme, şeftaliye nasıl çöktüğünü ve o meyvelerin suyunu emdiğini 10 saniyelik bir internet aramasıyla bile görebilirsin. "Bütün meyvelerden ye" demek de senin o sığ mantığınla "dünyayı turla her şeyi yut" demek değil, "ulaşabildiğin her çeşitten beslen" demektir. Türkçede "Bütün dünya bu olayı konuştu" dediğinde dünyadaki 8 milyar insanın tek tek ağzını açıp konuştuğunu mu sanıyorsun? Kendi cehaletini ve okuduğunu anlamama problemini ayetin hatası sanıp burada büyük harflerle bağırarak haklı çıkamazsın, sadece ne kadar ezber konuştuğunu kanıtlarsın.

Sana bir de oryantalistlerden kaynak vereyim de malum tapıyorsunuz oryantalistlere. Gerçi bunlar Google'a yazarak ulaşabileceğin bilgiler ancak onu yapacak arka kapı yok sanırım. :D

https://ia801501.us.archive.org/4/i...ce Grammar of Modern Standard Arabic_text.pdf (Sayfa 119'a bak direkt. Sonra bir de Karin Christina Ryding'i araştırırsın. )
https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC5513216/
https://archive.org/details/in.ernet.dli.2015.31098/page/n3/mode/2up (Cambridge Üniversitesi Arapça Profesörü bu adam ha, tam secde edeceğin tiplerden. İngiliz bir de.)

Sense hala Allah'ın bir tane bal arısıyla birebir iletişime geçtiğini düşünmeye devam et. SDOIGHASOIDHGJAISOFJGAOIPDSFH
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

İşte böylece biz, O kitabı apaçık ayetler halinde indirdik(Hac 16) Bak kardesim kendin bile çelişki buldun farkında değilsin.SEN ŞUAN DİNDEN ÇIKTIN KAFİR OLDUN HABERİN YOK...

Allah bile ayetinde diyor ki kuranı apaçık indirdik sen diyorsun ki yok ayetler çok zengin bir dilde inmişte ayetlerde teşbih sanatı varmışta bir kelimenin onlarca manası vamrışta ayetlerde mecaz varmışta zart zurt ! Biz kutsal kitap mı okuyoruz bulmaca mı çözüyoruz belli değil be.Allahın ayetlerinden bile bir habersin bu senin SÖZDE MÜSLÜMAN OLDUĞUNUN EN BÜYÜK KANITIDIR.

Senin algılama kapasiten o kadar değiş ki ağzından çıkanların farkında değilsin.Ayette meyvelerin her çeşidinden beslen demesi bile tam bir fiyasko.Türkçe bir düşün bakalım eğer gittiysin ilk okul ana sınıfı yıllarını bi hatırla ? Türkçede meyvelerin her çeşidinden ye demek ne demektir ?
Allah arıya diyor ki,meyvelerin her çeşidinden ye.Yani dünya üzerinde kaç çeşit meyve varsa onları ye.HEPSİNİ YE BİTİR DEMİYOR ONU DEDİĞİMİ NEREDEN ÇIKARDIN? Bir arı bütün meyveleri azar azar olsa dahi yiyemeyeceğine göre bu ayet bilimsel ve mantiki olarak yanlıştır diyebiliriz.Arılar zaten meyve yemez bundan bi habersin.

Ve Rabbin, bal arısına, dağlarda, ağaçlarda ve çardak kurulan yerlerde kovan yapın diye vahyetti.(Nahl 68) Bak gördün mü bal arısına diyor BAL ARILARINA DEMİYOR ! Üstelik arıların tüm meyvelerden istesde yiyemeyeceğini,zaten arının meyve yemeyeceğini bile bilmiyorsun geliyorsun konulara yorum yapıyorsun.Kendini o kadar küçük düşürüyorsun ki haberin yok.
12 Collective nouns, mass nouns, and unit nouns (ism al-jins, ism al-waHda)

Certain Arabic nouns are terms that refer to groups of individual things in general (grapes, bananas, trees) or to something which occurs as a mass, such as wood or stone. Normally, these nouns refer to naturally occurring substances and forms of life. In these cases, reference can also be made to an individual component of the collection or the mass, and so Arabic provides a morphological way of noting this distinction through use of a unit noun (ism al-waHda). Most mass nouns or collective nouns are masculine singular, whereas most unit nouns (or count nouns, as they are sometimes called) are feminine singular. Here are some examples:

Devamında da direkt olarak arı örneğini vermiş zaten. Attığım PDF'i okuyacak arka kapı yoksa diye metni direkt yazdım buraya.
 
Son düzenleme:
Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: Dağlardan, ağaç ve insanların kuracakları kovanlardan kendine evler edin.
Sonra meyvelerin hepsinden ye de, rabbinin sana ilham ettiği yaylım yerlere gir,' diye emretti. (Nahl 68-69)



1= Bal arısı meyve yer mi arkadaşlar bu bilimsel olarak yanlış,polen ve nektar yerler sadece ?
2= Hadi diyelim ki bal arıları meyve yer, allah demiş ki bütün meyvelerden ye.Yahu istanduldaki bal arısı çilek yedikten sonra, 8200 KM ötedeki afrikaya gidip oradaki baobab meyvesini nasıl yiyecek ?
3= Ayrıca bal arısına kendine kovan edin demiş fakat,'bal arılarına emrediyorum' demeliydi.Tek 1 tane arı tek başına kovan inşa edemez ?
şu arkadaşı banlayın 2 kuruşluk beyniyle kendince hata bulduğunu zannediyor
 
Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: Dağlardan, ağaç ve insanların kuracakları kovanlardan kendine evler edin.
Sonra meyvelerin hepsinden ye de, rabbinin sana ilham ettiği yaylım yerlere gir,' diye emretti. (Nahl 68-69)



1= Bal arısı meyve yer mi arkadaşlar bu bilimsel olarak yanlış,polen ve nektar yerler sadece ?
2= Hadi diyelim ki bal arıları meyve yer, allah demiş ki bütün meyvelerden ye.Yahu istanduldaki bal arısı çilek yedikten sonra, 8200 KM ötedeki afrikaya gidip oradaki baobab meyvesini nasıl yiyecek ?
3= Ayrıca bal arısına kendine kovan edin demiş fakat,'bal arılarına emrediyorum' demeliydi.Tek 1 tane arı tek başına kovan inşa edemez ?
Arı Meyve yer canım. Başka yenilebilir şeyleri de yer. Meselâ Ekmek gibi. Sonra yaptığı Bal'ı da yer.
Nektar ile Bal yapar.

İstersen önce araştırıp sonra aç konularını.
 
Durum
Bu konu kilitlenmiştir.
Geri
Top