Manyetosfer Kuran Mucizeleri 27

"Hocaaa, laf kalabalığı yapma, sadede gel!

Ben sana 'kanıt' diye bizzat Mülk Suresi 5. ayeti koydum önüne. Arapçasıyla, mealiyle.Orada 'Rucûmen li’ş-şeyâtîn' yazıyor mu, yazmıyor mu?Yazar, 'Biz yıldızları şeytanlara atılan taşlar/mermiler yaptık' diyor mu, demiyor mu?

Senin o 'Arapça biliyorum' havan, bu ayeti görünce neden söndü? Neden bu ayete tek kelime cevap veremiyorsun? Çünkü işine gelmiyor. Çünkü bu ayeti kabul etsen, 'manyetosfer' masalın çöpe gidecek.

Bana 'sağdan soldan toplama' diyeceğine, şu soruya erkek gibi cevap ver:Allah yıldızları şeytan taşlamak için mi yarattı, yoksa senin iddia ettiğin bilimsel yasalarla mı?

Kitap 'Şeytan taşlamak için' diyor. Sen 'Bilimsel kalkan' diyorsun.Kitabı yalanlayan ben değilim, sensin.

Hadi şimdi ya Mülk 5'i açıkla ya da 'Ben ayet seçiyorum' de, konu kapansın."


maalesef bu arkadaşlar 25 tanede susup işlerine gelince konuşuyorlar. başarılı olamazlarsa başka ayetlere sallıyorlar
az önceki uzun yazıyı okumadıklarına eminim ama bu aşık arkadaşlara 1 yanıt daha verelim:ROFLMAO: (bu paylaşımda patlayacaklarını biliyordum günün ikinci son paylaşımı olarak bilerek seçtim)
"Andolsun ki biz, göğü yıldızlarla bezedik ve bazılarıyla şeytanların taşlanmasını sağladık. Onlara alevli ateş azabını hazırladık." (Mülk, 67/5)
Şihab (Kayan Yıldız, Düşen Meteorit) :

Cenâb-ı Hak, bu âyette, cin ve şeytanlara birer roket anlamında fırlatılan yıldızlardan, meteoritlerden söz ederken «rücû-men li'ş-şeyatin» sözünü kullanmıştır. Hicir Sûresi 18, Saffat Sûresi 10, Cin Sûresi 8,9. âyetlerle «şihab» ve «şühüb» isimlerini kullanmıştır. Uzayda meydana gelen olayların bir kısmını rasathanelerdeki gözlemlerle tespit edip onları astrofizik açısından değerlendirebiliyoruz. Ancak bu olayların içyüzünün dayalı olduğu hikmeti bilemiyoruz. Çünkü biz insanların bu husustaki bilgimiz deney ve gözleme dayanmaktadır. Oysa her olayda yer alan görevli meleklerin önceden programlandığı şekilde olayları düzenledikleri bir gerçektir.

Biz meteoritlerle ilgili, ancak güneş sisteminde ve ona çok yakın olan sistemlerde yer alan ve bir çoğu hakkında belirli, yani hesaplanmış yörüngeler üzerinde hareket eden gök cisimlerinin bulunduğunu tespit edebiliyoruz. Oysa diğer sistemlerde sayısı, belirsiz buna benzer olaylar cereyan etmektedir. Cenâb-ı Hak, İlgili âyetle bu meteoritler hakkında bilgi vermekte ve sebeplerinden birini açıklamaktadır.

Bilindiği gibi, kâfir olan cinler ve bir de şeytanlar ışından yaratılmışlardır. Göklere çıkma yeteneğine sahiptirler. Fezada yine sayısı belirsiz melekler, emir ve komuta zincirinde ilâhî buyruk gereği devamlı haberleşme halindedirler. Şeytan ve kâfir cinler bu esrarlı âlemde inen haberleri dinlemek isterler. Oysa bu onlara yasak kılınmıştır. Yükselmeye başladıkları zaman «şihab» denilen meteoritler birer roket veya nükleer başlıklı füze gibi onlara fırlatılır ve böylece geri dönmeleri sağlanır.

Olayın içyüzü astrofizik açısından bilinmese de kâinatın çok mükemmel işleyen düzenine bakıp bu olaya inanmak gerekir.

Meteoritlerin kendi ışınları yoktur. Dünya çekim alanına girenleri atmosferde sürtünmeden dolayı akkor haline gelir; kimi parçalanıp toz haline girerken, kimi de yeryüzüne düşebilmektedir.

Konuya astrofizik (yani fizik ilminin astronomiye uygulandığı ilim dalı), astronomi ve astronomik uzaklıklar açısından bakıldığı zaman, kâinatın büyüklüğü, ilâhî kudretin sınırsızlığı çok daha rahat anlaşılabilir.

Yalnız Samanyolu denilen galaksiye bakılınca, en az yüz milyon yıldızın onu oluşturduğu görülür. Güneş ise bu yıldızlardan sadece biridir. Şüphesiz bu galaksiden başka uzayda birçok galaksiler vardır. Onlardan bir kısmı o derece uzaktır ki ışıkları bize yüz milyonlarca yılda ancak ulaşabilmektedir. Bu da kâinatın akıl almaz büyüklükte olduğunun bir başka belgesidir.

Yapılan astronomik hesaplara göre, en parlak yıldız olan Sirius, dünyamızdan sekiz ışık yılı, yani 75.684.400.000.000 km. uzaklıktadır.

Günümüzde yıldızlar hakkında bilgi edinmenin başlıca dört metodu söz konusudur. Tayf analizi, Dopper etkisi, fotometre ve fotoğraf..

İlgili âyetle, gerekli metotlarla araştırma yapılmasına işaret edilmekte ve insan aklı harekete geçirilmek istenmektedir.

Ama maalesef bu arkadaş, ayetin göktaşlarını işaret ettiğini ve göktaşlarının da anlık olarak değil, zamandan münezzeh olan Allah’ın önceden programladığı şekilde bu taşların düşmesini sağladığını maalesef bilemiyor. (böylece Cinler semaya yükselemiyor)
Sanırım ona göre Tanrı kavramı (varsa tabii) zamana sıkıştırılmış gibi.

buraya da ekleyelimde dil bilgisi olmayan insanların akıllarını bulandırmasın.

“جَعَلَ” fiilinin gramer yapısı (en kritik nokta)

Arapçada جَعَلَ fiili çoğu zaman iki mef’ûl (iki nesne) alır:
:::: جعلنا (X) (Y) = “X’i Y yaptık / X’i Y kıldık”
Bu ayette:


  • السَّمَاءَ =1. mef’ûl (neyi yaptık?)
  • سَقْفًا = 2. mef’ûl (ne yaptık?)

Yani kelime kelime:
:::::: وَجَعَلْنَا السَّمَاءَ سَقْفًا
= “Göğü/semayı tavan/çatı yaptık.”
Bu, “gökyüzü bize tavan gibi” anlamını gramerle netleştiriyor.



مَحْفُوظًا kelimesi:
**نعت (sıfat)**tır
سَقْفًا kelimesini niteler
İkisi de mansûb gelir: سقفًا محفوظًا (ikisi de “-an”)

Bu şu demektir:
“Korunmuş bir tavan”
Ve burada asıl bomba ayrım geliyor:


Arapçada:

حافِظٌ (hâfız) = koruyan (اسم فاعل / etken)
مَحْفوظٌ (mahfûz) = korunan / muhafaza edilen (اسم مفعول / edilgen)
Ayet “حافظًا” demiyor.
“سقفًا حافظًا” deseydi: “Koruyan bir tavan” olurdu.


Ama ayet diyor ki:
:::::::::: سقفًا محفوظًا = “Korunmuş bir tavan”
Yani sadece “bizi koruyan bir tavan” değil,
kendisi de korunuyor / muhafaza ediliyor.
Bu gramer farkı çok büyük. (keşke bilseydin böyle gereksiz çürüttüm masallarına yatmazdın.)


السَّمَاء kelimesi Arapçada köken olarak “yükseklik”tir ve sadece “bulut” değildir.
سماء = “üstte olan her şey / yukarı katman”
Bu yüzden “semâ” şunları kapsayabilir:
atmosfer katmanları
gök kubbe / uzay çevresi
Dünya’yı saran üst bölge (görünmez alanlar dahil)
Manyetosfer zaten gökte/üstte, Dünya’yı saran görünmez bir kalkan olduğu için “semâ” kavramının içine rahatça girer.


Şimdi mantığı Arapça üzerinden kuruyoruz:


Ayetin lafzı:
:::: korunan bir tavan (سقف محفوظ)
Bu, “tavanın kendisinin korunması” fikrini doğurur.


Atmosfer:

meteorların çoğunu yakar
canlılar için yaşanabilir ortam sağlar

Ama ayetin dediği daha ince:
“Bu tavan mahfûz = korunmuş.”


İşte bu noktada “mahfûz” kelimesi çok anlamlı oluyor:
Atmosfer koruyucu bir tavan
Ama ayet onu korunan bir tavan diye anlatıyor
Atmosferin “korunması” fikriyle en uyumlu modern mekanizma:
Manyetosfer (atmosferin ve canlılığın korunmasına hizmet eden görünmez kalkan)
Yani Arapça mantık şu:
Semâ = tavan
Tavan = mahfûz (korunmuş)

→ O tavanı “koruyan” ilave bir muhafaza düzeni vardır.

“وَهُمْ عَنْ آيَاتِهَا مُعْرِضُونَ” kısmı (işaret/ayet vurgusu)
Son cümle:
هُمْ = onlar (mübteda)
مُعْرِضُونَ = yüz çevirenler (haber)
عَنْ آيَاتِهَا = onun ayetlerinden/işaretlerinden
Yani:
::: “Onun (semânın) işaretlerinden yüz çeviriyorlar.”


Bu da “semâ”nın içinde işaret/kanıt niteliği taşıyan düzenler olduğunu vurgular.
manyetosfer gibi görünmez koruyucu sistemlerle uyumlu olduğu ortaya çıkar.
 
Son düzenleme:
maalesef bu arkadaşlar 25 tanede susup işlerine gelince konuşuyorlar. başarılı olamazlarsa başka ayetlere sallıyorlar
az önceki uzun yazıyı okumadıklarına eminim ama bu aşık arkadaşlara 1 yanıt daha verelim:ROFLMAO: (bu paylaşımda patlayacaklarını biliyordum günün ikinci son paylaşımı olarak bilerek seçtim)

Şihab (Kayan Yıldız, Düşen Meteorit) :

Cenâb-ı Hak, bu âyette, cin ve şeytanlara birer roket anlamında fırlatılan yıldızlardan, meteoritlerden söz ederken «rücû-men li'ş-şeyatin» sözünü kullanmıştır. Hicir Sûresi 18, Saffat Sûresi 10, Cin Sûresi 8,9. âyetlerle «şihab» ve «şühüb» isimlerini kullanmıştır. Uzayda meydana gelen olayların bir kısmını rasathanelerdeki gözlemlerle tespit edip onları astrofizik açısından değerlendirebiliyoruz. Ancak bu olayların içyüzünün dayalı olduğu hikmeti bilemiyoruz. Çünkü biz insanların bu husustaki bilgimiz deney ve gözleme dayanmaktadır. Oysa her olayda yer alan görevli meleklerin önceden programlandığı şekilde olayları düzenledikleri bir gerçektir.

Biz meteoritlerle ilgili, ancak güneş sisteminde ve ona çok yakın olan sistemlerde yer alan ve bir çoğu hakkında belirli, yani hesaplanmış yörüngeler üzerinde hareket eden gök cisimlerinin bulunduğunu tespit edebiliyoruz. Oysa diğer sistemlerde sayısı, belirsiz buna benzer olaylar cereyan etmektedir. Cenâb-ı Hak, İlgili âyetle bu meteoritler hakkında bilgi vermekte ve sebeplerinden birini açıklamaktadır.

Bilindiği gibi, kâfir olan cinler ve bir de şeytanlar ışından yaratılmışlardır. Göklere çıkma yeteneğine sahiptirler. Fezada yine sayısı belirsiz melekler, emir ve komuta zincirinde ilâhî buyruk gereği devamlı haberleşme halindedirler. Şeytan ve kâfir cinler bu esrarlı âlemde inen haberleri dinlemek isterler. Oysa bu onlara yasak kılınmıştır. Yükselmeye başladıkları zaman «şihab» denilen meteoritler birer roket veya nükleer başlıklı füze gibi onlara fırlatılır ve böylece geri dönmeleri sağlanır.

Olayın içyüzü astrofizik açısından bilinmese de kâinatın çok mükemmel işleyen düzenine bakıp bu olaya inanmak gerekir.

Meteoritlerin kendi ışınları yoktur. Dünya çekim alanına girenleri atmosferde sürtünmeden dolayı akkor haline gelir; kimi parçalanıp toz haline girerken, kimi de yeryüzüne düşebilmektedir.

Konuya astrofizik (yani fizik ilminin astronomiye uygulandığı ilim dalı), astronomi ve astronomik uzaklıklar açısından bakıldığı zaman, kâinatın büyüklüğü, ilâhî kudretin sınırsızlığı çok daha rahat anlaşılabilir.

Yalnız Samanyolu denilen galaksiye bakılınca, en az yüz milyon yıldızın onu oluşturduğu görülür. Güneş ise bu yıldızlardan sadece biridir. Şüphesiz bu galaksiden başka uzayda birçok galaksiler vardır. Onlardan bir kısmı o derece uzaktır ki ışıkları bize yüz milyonlarca yılda ancak ulaşabilmektedir. Bu da kâinatın akıl almaz büyüklükte olduğunun bir başka belgesidir.

Yapılan astronomik hesaplara göre, en parlak yıldız olan Sirius, dünyamızdan sekiz ışık yılı, yani 75.684.400.000.000 km. uzaklıktadır.

Günümüzde yıldızlar hakkında bilgi edinmenin başlıca dört metodu söz konusudur. Tayf analizi, Dopper etkisi, fotometre ve fotoğraf..

İlgili âyetle, gerekli metotlarla araştırma yapılmasına işaret edilmekte ve insan aklı harekete geçirilmek istenmektedir.
"Dostum, tebrik ederim! Az önce kendi 'Manyetosfer' iddianı kendi ellerinle çöpe attın.

  1. Hani Manyetosferdi?Sen tartışmaya 'Bu ayet manyetosferi, bilimsel bir kalkanı anlatıyor' diye başladın. Şimdi ise 'Hayır, o taşlar şeytanlara atılan roketlerdir' diyorsun.Karar ver: Bu gök, radyasyonu engelleyen bir kalkan mı, yoksa meleklerin şeytan avladığı bir atış poligonu mu? İkisi aynı anda olamaz. Sen 'şeytan taşlama'yı kabul ettiğin an, bilimsel mucize iddian iflas etmiştir. Geçmiş olsun.
  2. Allah'ın Nişancılığı mı Kötü?Bak ne güzel süslemişsin; 'nükleer başlıklı füze', 'roket' falan...Peki sormazlar mı adama:Madem bu meteorlar/yıldızlar şeytanları vuran güdümlü füzeler, neden gelip Dünya'ya düşüyorlar?Neden Rusya'daki tarlaya, okyanusa, hatta bazen insanların evine düşüyor?Şeytan senin evin çatısına mı saklandı? Melekler şeytanı vurayım derken ıskalayıp Dünya'yı mı bombalıyor?Senin bu 'füze' teorine göre, meteor düşen her yerde bir şeytanın ölmüş olması lazım. Buna çocuklar bile güler.
  3. Bilimsel Kelime Salatası YapmaAraya 'Doppler etkisi', 'Sirius', 'Tayf analizi' gibi havalı kelimeler sıkıştırınca bu mitolojik hikaye bilimsel olmuyor.Sirius 8 ışık yılı uzakta diyorsun. Şeytanlar 8 ışık yılı (75 trilyon km) yol gidip oradan mı kulak hırsızlığı yapıyor? Yoksa 'en yakın gök' dediğin yer, burnumuzun dibindeki atmosfer mi?Kendi verdiğin astrofizik bilgileri bile senin bu 'şeytan-melek savaşı' kurgunla çelişiyor.
Sonuç:Sen 'Modern Bilim' diye yola çıktın, 'Cinler, Şeytanlar, Meleklerin Nükleer Füzeleri' durağında indin.Ayetin bilimle uzaktan yakından alakası olmadığını, tamamen antik bir inanış (mitoloji) olduğunu kabul ettiğin için teşekkürler.

Başka bir masalda görüşmek üzere."
 
"Dostum, tebrik ederim! Az önce kendi 'Manyetosfer' iddianı kendi ellerinle çöpe attın.

  1. Hani Manyetosferdi?Sen tartışmaya 'Bu ayet manyetosferi, bilimsel bir kalkanı anlatıyor' diye başladın. Şimdi ise 'Hayır, o taşlar şeytanlara atılan roketlerdir' diyorsun.Karar ver: Bu gök, radyasyonu engelleyen bir kalkan mı, yoksa meleklerin şeytan avladığı bir atış poligonu mu? İkisi aynı anda olamaz. Sen 'şeytan taşlama'yı kabul ettiğin an, bilimsel mucize iddian iflas etmiştir. Geçmiş olsun.
  2. Allah'ın Nişancılığı mı Kötü?Bak ne güzel süslemişsin; 'nükleer başlıklı füze', 'roket' falan...Peki sormazlar mı adama:Madem bu meteorlar/yıldızlar şeytanları vuran güdümlü füzeler, neden gelip Dünya'ya düşüyorlar?Neden Rusya'daki tarlaya, okyanusa, hatta bazen insanların evine düşüyor?Şeytan senin evin çatısına mı saklandı? Melekler şeytanı vurayım derken ıskalayıp Dünya'yı mı bombalıyor?Senin bu 'füze' teorine göre, meteor düşen her yerde bir şeytanın ölmüş olması lazım. Buna çocuklar bile güler.
  3. Bilimsel Kelime Salatası YapmaAraya 'Doppler etkisi', 'Sirius', 'Tayf analizi' gibi havalı kelimeler sıkıştırınca bu mitolojik hikaye bilimsel olmuyor.Sirius 8 ışık yılı uzakta diyorsun. Şeytanlar 8 ışık yılı (75 trilyon km) yol gidip oradan mı kulak hırsızlığı yapıyor? Yoksa 'en yakın gök' dediğin yer, burnumuzun dibindeki atmosfer mi?Kendi verdiğin astrofizik bilgileri bile senin bu 'şeytan-melek savaşı' kurgunla çelişiyor.
Sonuç:Sen 'Modern Bilim' diye yola çıktın, 'Cinler, Şeytanlar, Meleklerin Nükleer Füzeleri' durağında indin.Ayetin bilimle uzaktan yakından alakası olmadığını, tamamen antik bir inanış (mitoloji) olduğunu kabul ettiğin için teşekkürler.

Başka bir masalda görüşmek üzere."
Forumun şövalyesi 🙏 lütfen arkadaşın her postuna katıl.
 
"Dostum, tebrik ederim! Az önce kendi 'Manyetosfer' iddianı kendi ellerinle çöpe attın.

  1. Hani Manyetosferdi?Sen tartışmaya 'Bu ayet manyetosferi, bilimsel bir kalkanı anlatıyor' diye başladın. Şimdi ise 'Hayır, o taşlar şeytanlara atılan roketlerdir' diyorsun.Karar ver: Bu gök, radyasyonu engelleyen bir kalkan mı, yoksa meleklerin şeytan avladığı bir atış poligonu mu? İkisi aynı anda olamaz. Sen 'şeytan taşlama'yı kabul ettiğin an, bilimsel mucize iddian iflas etmiştir. Geçmiş olsun.
  2. Allah'ın Nişancılığı mı Kötü?Bak ne güzel süslemişsin; 'nükleer başlıklı füze', 'roket' falan...Peki sormazlar mı adama:Madem bu meteorlar/yıldızlar şeytanları vuran güdümlü füzeler, neden gelip Dünya'ya düşüyorlar?Neden Rusya'daki tarlaya, okyanusa, hatta bazen insanların evine düşüyor?Şeytan senin evin çatısına mı saklandı? Melekler şeytanı vurayım derken ıskalayıp Dünya'yı mı bombalıyor?Senin bu 'füze' teorine göre, meteor düşen her yerde bir şeytanın ölmüş olması lazım. Buna çocuklar bile güler.
  3. Bilimsel Kelime Salatası YapmaAraya 'Doppler etkisi', 'Sirius', 'Tayf analizi' gibi havalı kelimeler sıkıştırınca bu mitolojik hikaye bilimsel olmuyor.Sirius 8 ışık yılı uzakta diyorsun. Şeytanlar 8 ışık yılı (75 trilyon km) yol gidip oradan mı kulak hırsızlığı yapıyor? Yoksa 'en yakın gök' dediğin yer, burnumuzun dibindeki atmosfer mi?Kendi verdiğin astrofizik bilgileri bile senin bu 'şeytan-melek savaşı' kurgunla çelişiyor.
Sonuç:Sen 'Modern Bilim' diye yola çıktın, 'Cinler, Şeytanlar, Meleklerin Nükleer Füzeleri' durağında indin.Ayetin bilimle uzaktan yakından alakası olmadığını, tamamen antik bir inanış (mitoloji) olduğunu kabul ettiğin için teşekkürler.

Başka bir masalda görüşmek üzere."
Neyi çürütmüşüm benim verdiğim cevap senin verdiğin örneğe cevap idi.
ama maalesef bu arkadaş kendi çalıyor kendisi oynuyor 3-5 ateist destekçisi ile başardığını zannediyor
neyi başarmış göstersede bilelim.

Forumun şövalyesi 🙏 lütfen arkadaşın her postuna katıl.
senin zekan yok mu birisine mi ihtiyaç duyuyorsun neyi çürütmüş kendi çalıp oynuyor onun verdiği örneğe cevap verdim sadece
ah ufak kardeşim seni gidi ufaklık

şükür tavan mevzusunada cevap verdik (okumadığına eminim)
kayan yıldız (meteor) konusunada cevap verdik
neyi çürütmüş anlatabilse anlayacağızda
heralde bir oyun oynuyor neyse
 
Neyi çürütmüşüm benim verdiğim cevap senin verdiğin örneğe cevap idi.
ama maalesef bu arkadaş kendi çalıyor kendisi oynuyor 3-5 ateist destekçisi ile başardığını zannediyor
neyi başarmış göstersede bilelim.


senin zekan yok mu birisine mi ihtiyaç duyuyorsun neyi çürütmüş kendi çalıp oynuyor onun verdiği örneğe cevap verdim sadece
ah ufak kardeşim seni gidi ufaklık

şükür tavan mevzusunada cevap verdik (okumadığına eminim)
kayan yıldız (meteor) konusunada cevap verdik
neyi çürütmüş anlatabilse anlayacağızda
heralde bir oyun oynuyor neyse
Başlık: Hakaretlerin, Çaresizliğinin İspatıdır.

"Arkadaşım, üslubun kimin 'ufaklık' olduğunu çok güzel gösteriyor. Argüman bitince hakaret başlar; bu, tartışma adabının evrensel kuralıdır. Şu an beyaz bayrağı sallıyorsun ama farkında değilsin.

'Kendi çalıp oynuyor' diyorsun ama sorduğum tek bir soruya bile mantıklı cevap veremiyorsun. Laf kalabalığını bırak, şu basit çelişkiye cevap ver:

Sen 'Gök korunmuş bir tavandır (Manyetosfer)' dedin.Sonra aynı ayeti savunmak için 'Gökten şeytanlara meteor (füze) atılır' dedin.

Ben de sana soruyorum ve hâlâ kaçıyorsun: Eğer o meteorlar şeytanları vuran ilahi füzelerse, neden gelip Dünya'ya düşüyorlar? Allah'ın attığı füze (meteor), senin 'korunmuş tavan' dediğin manyetosferi ve atmosferi delip geçiyor, Rusya'ya, okyanusa, insanların tepesine düşüyor.
  1. Korunmuş Tavan diyorsun; ama meteorlar (füzeler) o tavanı delip geçiyor.
  2. Şeytan Taşlama diyorsun; ama taşlar şeytanı değil Dünya'yı vuruyor.
Senin teorine göre; Allah şeytanı vurmak için attığı taşı ıskalıyor, o taş geliyor 'korunmuş' dediği tavanı deliyor ve yeryüzüne düşüyor. Bu mu senin 'bilimsel' ve 'inançlı' savunman? Bana 'zekasız' diyeceğine, bu muazzam çelişkiyi açıkla. Açıklayamıyorsan da hakaret ederek acizliğini daha fazla belli etme. Seyirciye oynayan sensin, çünkü elinde mantık namına hiçbir şey kalmadı."
 
Forumun şövalyesi 🙏 lütfen arkadaşın her postuna katıl.
özenti olmak kötüdür çürüttüğünüz şeyi görelim?
Başlık: Hakaretlerin, Çaresizliğinin İspatıdır.
"Arkadaşım, üslubun kimin 'ufaklık' olduğunu çok güzel gösteriyor. Argüman bitince hakaret başlar; bu, tartışma adabının evrensel kuralıdır. Şu an beyaz bayrağı sallıyorsun ama farkında değilsin.

'Kendi çalıp oynuyor' diyorsun ama sorduğum tek bir soruya bile mantıklı cevap veremiyorsun. Laf kalabalığını bırak, şu basit çelişkiye cevap ver:

Sen 'Gök korunmuş bir tavandır (Manyetosfer)' dedin.Sonra aynı ayeti savunmak için 'Gökten şeytanlara meteor (füze) atılır' dedin.

Ben de sana soruyorum ve hâlâ kaçıyorsun: Eğer o meteorlar şeytanları vuran ilahi füzelerse, neden gelip Dünya'ya düşüyorlar? Allah'ın attığı füze (meteor), senin 'korunmuş tavan' dediğin manyetosferi ve atmosferi delip geçiyor, Rusya'ya, okyanusa, insanların tepesine düşüyor.
  1. Korunmuş Tavan diyorsun; ama meteorlar (füzeler) o tavanı delip geçiyor.
  2. Şeytan Taşlama diyorsun; ama taşlar şeytanı değil Dünya'yı vuruyor.
Senin teorine göre; Allah şeytanı vurmak için attığı taşı ıskalıyor, o taş geliyor 'korunmuş' dediği tavanı deliyor ve yeryüzüne düşüyor. Bu mu senin 'bilimsel' ve 'inançlı' savunman? Bana 'zekasız' diyeceğine, bu muazzam çelişkiyi açıkla. Açıklayamıyorsan da hakaret ederek acizliğini daha fazla belli etme. Seyirciye oynayan sensin, çünkü elinde mantık namına hiçbir şey kalmadı."
aynı kısıma cevap vermedim senin sözüne cevap verdim aynı nokta değil nasıl okuyorsun anlamıyorum ki?
hakaret etmem doğruyu söylerim
senin anlayabileceğin kısıma (anlayabiliyorsan tabii ki)
hiç bir şey çürümeti her şey mantık sınavına oturtulmuş şekilde açıkladım koyun kardeşim

tavan atmosferdir korunmuş tavan manyetik alandır birde farkı anlayabilsen içim yanmayacak
 
özenti olmak kötüdür çürüttüğünüz şeyi görelim?
Başlık: Hakaretlerin, Çaresizliğinin İspatıdır.

aynı kısıma cevap vermedim senin sözüne cevap verdim aynı nokta değil nasıl okuyorsun anlamıyorum ki?
hakaret etmem doğruyu söylerim
senin anlayabileceğin kısıma (anlayabiliyorsan tabii ki)
hiç bir şey çürümeti her şey mantık sınavına oturtulmuş şekilde açıkladım koyun kardeşim

tavan atmosferdir korunmuş tavan manyetik alandır birde farkı anlayabilsen içim yanmayacak
Başlık: "Açıkladım" Demekle Açıklamış Olmuyorsun, Kıvırıyorsun!

Hocaaa, kelime oyunlarını bırak. "Ben açıkladım, sen anlamadın" numarası bayatladı.

Senin o "muhteşem" mantığını bir test edelim bakalım:

1. Uydurma Tanımlar Sözlüğü Diyorsun ki: "Tavan atmosferdir, korunmuş tavan manyetik alandır."Ayet (Enbiya 32): "Ve cealnâ’s-semâe sakfen mahfûzâ" (Biz göğü korunmuş bir tavan yaptık).Ayet "Göğü tavan yaptık" diyor. Senin dediğin gibi "Tavan ayrı, koruması ayrı" demiyor. Tavanın (göğün) kendisi korunmuş diyor.Kafandan element uydurup ayeti bükme. Ayet tek bir parçadan (Gök/Tavan) bahseder. Sen işine geldiği için atmosferi ve manyetosferi ayırıp ayete montaj yapıyorsun.

2. Hâlâ Cevap Yok: Füzeler Neden Bizi Vuruyor?Bana "Zekasız" diye hakaret edeceğine şu basit soruma cevap ver. "Açıkladım" diyorsun ya, hani nerede açıklama?

Sen demedin mi "O taşlar (meteorlar) şeytanlara atılan füzelerdir" diye? (Mülk 5'i kabul ettin).Ben de sana soruyorum:Bu "Şeytan Savar Füzeler" neden Rusya'ya, okyanusa, evlerin çatısına düşüyor?Allah şeytanı vurmak isterken yanlışlıkla Dünya'yı mı vuruyor?Yoksa şeytanlar Rusya'da tarlada mı saklanıyor?

Senin mantığına göre; Manyetosfer (Koruma) var diyorsun, ama aynı zamanda Meteorlar (Füzeler) bu korumayı delip Dünya'ya düşüyor.Kendi iddia ettiğin koruma kalkanını, kendi iddia ettiğin ilahi füzeler deliyor!

Bu çelişkiyi açıklayamadığın için "Sen özentisin, beynin yok" diye saldırıyorsun.Soru basit: Şeytanı vuran taş, neden benim bahçeme düşüyor?Buna "bilimsel" bir cevabın varsa ver, yoksa "İnancım böyle" de çekil. Ama bana bunu bilim diye yutturma.
 
Başlık: "Açıkladım" Demekle Açıklamış Olmuyorsun, Kıvırıyorsun!

Hocaaa, kelime oyunlarını bırak. "Ben açıkladım, sen anlamadın" numarası bayatladı.

Senin o "muhteşem" mantığını bir test edelim bakalım:

1. Uydurma Tanımlar Sözlüğü Diyorsun ki: "Tavan atmosferdir, korunmuş tavan manyetik alandır."Ayet (Enbiya 32): "Ve cealnâ’s-semâe sakfen mahfûzâ" (Biz göğü korunmuş bir tavan yaptık).Ayet "Göğü tavan yaptık" diyor. Senin dediğin gibi "Tavan ayrı, koruması ayrı" demiyor. Tavanın (göğün) kendisi korunmuş diyor.Kafandan element uydurup ayeti bükme. Ayet tek bir parçadan (Gök/Tavan) bahseder. Sen işine geldiği için atmosferi ve manyetosferi ayırıp ayete montaj yapıyorsun.

2. Hâlâ Cevap Yok: Füzeler Neden Bizi Vuruyor?Bana "Zekasız" diye hakaret edeceğine şu basit soruma cevap ver. "Açıkladım" diyorsun ya, hani nerede açıklama?

Sen demedin mi "O taşlar (meteorlar) şeytanlara atılan füzelerdir" diye? (Mülk 5'i kabul ettin).Ben de sana soruyorum:Bu "Şeytan Savar Füzeler" neden Rusya'ya, okyanusa, evlerin çatısına düşüyor?Allah şeytanı vurmak isterken yanlışlıkla Dünya'yı mı vuruyor?Yoksa şeytanlar Rusya'da tarlada mı saklanıyor?

Senin mantığına göre; Manyetosfer (Koruma) var diyorsun, ama aynı zamanda Meteorlar (Füzeler) bu korumayı delip Dünya'ya düşüyor.Kendi iddia ettiğin koruma kalkanını, kendi iddia ettiğin ilahi füzeler deliyor!

Bu çelişkiyi açıklayamadığın için "Sen özentisin, beynin yok" diye saldırıyorsun.Soru basit: Şeytanı vuran taş, neden benim bahçeme düşüyor?Buna "bilimsel" bir cevabın varsa ver, yoksa "İnancım böyle" de çekil. Ama bana bunu bilim diye yutturma.
evet şeytanlara atılıyor aşşağıdan geçen senin gibi birisininde kafasına düşebilir 1 taşla 2 kuş diyoruz. düştüğü yer değil altıldığı alan önemli
hala laf salatası yemin ediyorum cevap verse açıp okumaya başlayacağım yarısına gelince ıyy diyorum açıklayamıyor yarısı hatalı maf ettiği arapçayı saymıyorum bile
 
evet şeytanlara atılıyor aşşağıdan geçen senin gibi birisininde kafasına düşebilir 1 taşla 2 kuş diyoruz. düştüğü yer değil altıldığı alan önemli
hala laf salatası yemin ediyorum cevap verse açıp okumaya başlayacağım yarısına gelince ıyy diyorum açıklayamıyor yarısı hatalı maf ettiği arapçayı saymıyorum bile
Başlık: Allah'a "Beceriksiz Nişancı" Dedin Ya, Helal Olsun!

Dostum, sen ne dediğinin farkında mısın?"Bir taşla iki kuş" diyerek kendi inancına nasıl bir hakaret ettiğini göremeyecek kadar körleşmişsin.

  1. Hani Korunmuş Tavandı? Senin konun "Manyetosfer / Korunmuş Tavan" idi.İddian şuydu: "Gök korunuyor, bize zarar gelmiyor."Şimdi diyorsun ki: "O taş gelir senin kafana düşer."E hani korunuyorduk? Hani tavan sağlamdı?Kendi ağzınla itiraf ettin: O tavan (Atmosfer/Manyetosfer) meteorları durduramıyor, taşlar kafamıza düşüyor!Demek ki "Korunmuş Tavan" tezin ÇÖKTÜ.
  2. Allah'ın Nişanı mı Bozuk? "Bir taşla iki kuş" ne demek?Yani Allah, gökteki şeytanı vurmak için bir taş atıyor, ama o taş gelip yerdeki masum insanı (veya beni) vuruyor.Senin inandığın Allah; şeytanı vurayım derken kulunu mu öldürüyor?Bu nasıl bir "Rahman ve Rahim"? Bu nasıl bir kudret?Şeytanı yok etmek için koca meteoru Dünya'ya fırlatıp ekosistemi riske atan, insanların kafasına taş düşüren bir Tanrı tarifi yaptın. Ateistler bile senin kadar zarar vermedi bu dine.
  3. "Okumuyorum" Bahanesi "Yarısına gelince ıyy diyorum okumuyorum" demişsin.Biz buna psikolojide "Bilişsel Çelişki (Cognitive Dissonance)" diyoruz.Beynin, inandığın yalanların çöküşünü kaldıramadığı için "Okuma, kaç!" komutu veriyor.Kaç bakalım. Ama şunu unutma:Manyetosfer diye başladın, "Kafana taş düşer" diye bitirdin.Bilim bitti, tehdit başladı. Klasik yobaz savunması.
Geçmiş olsun, kendi tezini kendi ellerinle gömdün.
 
Başlık: Allah'a "Beceriksiz Nişancı" Dedin Ya, Helal Olsun!

Dostum, sen ne dediğinin farkında mısın?"Bir taşla iki kuş" diyerek kendi inancına nasıl bir hakaret ettiğini göremeyecek kadar körleşmişsin.

  1. Hani Korunmuş Tavandı? Senin konun "Manyetosfer / Korunmuş Tavan" idi.İddian şuydu: "Gök korunuyor, bize zarar gelmiyor."Şimdi diyorsun ki: "O taş gelir senin kafana düşer."E hani korunuyorduk? Hani tavan sağlamdı?Kendi ağzınla itiraf ettin: O tavan (Atmosfer/Manyetosfer) meteorları durduramıyor, taşlar kafamıza düşüyor!Demek ki "Korunmuş Tavan" tezin ÇÖKTÜ.
  2. Allah'ın Nişanı mı Bozuk? "Bir taşla iki kuş" ne demek?Yani Allah, gökteki şeytanı vurmak için bir taş atıyor, ama o taş gelip yerdeki masum insanı (veya beni) vuruyor.Senin inandığın Allah; şeytanı vurayım derken kulunu mu öldürüyor?Bu nasıl bir "Rahman ve Rahim"? Bu nasıl bir kudret?Şeytanı yok etmek için koca meteoru Dünya'ya fırlatıp ekosistemi riske atan, insanların kafasına taş düşüren bir Tanrı tarifi yaptın. Ateistler bile senin kadar zarar vermedi bu dine.
  3. "Okumuyorum" Bahanesi "Yarısına gelince ıyy diyorum okumuyorum" demişsin.Biz buna psikolojide "Bilişsel Çelişki (Cognitive Dissonance)" diyoruz.Beynin, inandığın yalanların çöküşünü kaldıramadığı için "Okuma, kaç!" komutu veriyor.Kaç bakalım. Ama şunu unutma:Manyetosfer diye başladın, "Kafana taş düşer" diye bitirdin.Bilim bitti, tehdit başladı. Klasik yobaz savunması.
Geçmiş olsun, kendi tezini kendi ellerinle gömdün.
azıcık bilgisi olsaydı atmosferin meteorun yapısına ve boyutuna göre koruduğunu bilirdin. o meteorlar yerdeki canlılara değil diğer alemlerin varlıklarını geri gönderir ama fiziksel bir temas olmadığı için yollarına devam ederlerbelkide eceli gelmiş olan senin üzerine düşer böylece 2 isabet olur

tez sunmadım tez din için değildir. benimki kanıt mantık açıklamalarıdır. güzel güzel bolca chatgpt ye analiz yaptırıp yorum yaz.
benim türkçe bilgisizliğimden daha fazla arapça bilgisizliğin var maalesef yorumlarını okuyan her arapta bunu gülerek karşılayacak
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Başlık: Allah'a "Beceriksiz Nişancı" Dedin Ya, Helal Olsun!

Dostum, sen ne dediğinin farkında mısın?"Bir taşla iki kuş" diyerek kendi inancına nasıl bir hakaret ettiğini göremeyecek kadar körleşmişsin.

  1. Hani Korunmuş Tavandı? Senin konun "Manyetosfer / Korunmuş Tavan" idi.İddian şuydu: "Gök korunuyor, bize zarar gelmiyor."Şimdi diyorsun ki: "O taş gelir senin kafana düşer."E hani korunuyorduk? Hani tavan sağlamdı?Kendi ağzınla itiraf ettin: O tavan (Atmosfer/Manyetosfer) meteorları durduramıyor, taşlar kafamıza düşüyor!Demek ki "Korunmuş Tavan" tezin ÇÖKTÜ.
  2. Allah'ın Nişanı mı Bozuk? "Bir taşla iki kuş" ne demek?Yani Allah, gökteki şeytanı vurmak için bir taş atıyor, ama o taş gelip yerdeki masum insanı (veya beni) vuruyor.Senin inandığın Allah; şeytanı vurayım derken kulunu mu öldürüyor?Bu nasıl bir "Rahman ve Rahim"? Bu nasıl bir kudret?Şeytanı yok etmek için koca meteoru Dünya'ya fırlatıp ekosistemi riske atan, insanların kafasına taş düşüren bir Tanrı tarifi yaptın. Ateistler bile senin kadar zarar vermedi bu dine.
  3. "Okumuyorum" Bahanesi "Yarısına gelince ıyy diyorum okumuyorum" demişsin.Biz buna psikolojide "Bilişsel Çelişki (Cognitive Dissonance)" diyoruz.Beynin, inandığın yalanların çöküşünü kaldıramadığı için "Okuma, kaç!" komutu veriyor.Kaç bakalım. Ama şunu unutma:Manyetosfer diye başladın, "Kafana taş düşer" diye bitirdin.Bilim bitti, tehdit başladı. Klasik yobaz savunması.
Geçmiş olsun, kendi tezini kendi ellerinle gömdün.
yorumlarını okuyan ateist araplar bile gülecek cidden o kadar dolandırarak hatalı yazıyorsun ki balık baştan kokuyor
 
33478.webp
 
arkadaşın arapça bilgisi olmadığına bilgisayarımı verecek kadar bahse giriyorum çünkü yaptığı hatalar bilerek değilse gerçekten fena sesli bir okusun bakalım hata neredeymiş yoksa bir yerlerden copy mi atıyor ben arapçayı biliyorum ve bir yerlerden alıyorum ama doğrulayarak alıyorum senin gibi değil yani
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

bilgisayarımı verecek kadar kötü arapçaya şahsın sahip olduğunu görüyorum ve sesli bir okuyup hatan şurda diye gösterse yok berbat cidden berbat tabii ki sen bu olayı hiç göremediğin için sana yabancı bir dil olduğu için hareketlerinide normal karşılıyorum:)
benim türkçem kadar konuya ırak ve uzaksın sende o kadar konuya yabancısın ki maalesef
bilgisiz olduğun bir alanı seviyorsun savunduklarında mutlusun ne güzel dünya
 
Başlık: Allah'a "Beceriksiz Nişancı" Dedin Ya, Helal Olsun!

Dostum, sen ne dediğinin farkında mısın?"Bir taşla iki kuş" diyerek kendi inancına nasıl bir hakaret ettiğini göremeyecek kadar körleşmişsin.

  1. Hani Korunmuş Tavandı? Senin konun "Manyetosfer / Korunmuş Tavan" idi.İddian şuydu: "Gök korunuyor, bize zarar gelmiyor."Şimdi diyorsun ki: "O taş gelir senin kafana düşer."E hani korunuyorduk? Hani tavan sağlamdı?Kendi ağzınla itiraf ettin: O tavan (Atmosfer/Manyetosfer) meteorları durduramıyor, taşlar kafamıza düşüyor!Demek ki "Korunmuş Tavan" tezin ÇÖKTÜ.
  2. Allah'ın Nişanı mı Bozuk? "Bir taşla iki kuş" ne demek?Yani Allah, gökteki şeytanı vurmak için bir taş atıyor, ama o taş gelip yerdeki masum insanı (veya beni) vuruyor.Senin inandığın Allah; şeytanı vurayım derken kulunu mu öldürüyor?Bu nasıl bir "Rahman ve Rahim"? Bu nasıl bir kudret?Şeytanı yok etmek için koca meteoru Dünya'ya fırlatıp ekosistemi riske atan, insanların kafasına taş düşüren bir Tanrı tarifi yaptın. Ateistler bile senin kadar zarar vermedi bu dine.
  3. "Okumuyorum" Bahanesi "Yarısına gelince ıyy diyorum okumuyorum" demişsin.Biz buna psikolojide "Bilişsel Çelişki (Cognitive Dissonance)" diyoruz.Beynin, inandığın yalanların çöküşünü kaldıramadığı için "Okuma, kaç!" komutu veriyor.Kaç bakalım. Ama şunu unutma:Manyetosfer diye başladın, "Kafana taş düşer" diye bitirdin.Bilim bitti, tehdit başladı. Klasik yobaz savunması.
Geçmiş olsun, kendi tezini kendi ellerinle gömdün.

“جَعَلَ” fiilinin gramer yapısı (en kritik nokta)

Arapçada جَعَلَ fiili çoğu zaman iki mef’ûl (iki nesne) alır:
:::: جعلنا (X) (Y) = “X’i Y yaptık / X’i Y kıldık”
Bu ayette:


  • السَّمَاءَ =1. mef’ûl (neyi yaptık?)
  • سَقْفًا = 2. mef’ûl (ne yaptık?)

Yani kelime kelime:
:::::: وَجَعَلْنَا السَّمَاءَ سَقْفًا
= “Göğü/semayı tavan/çatı yaptık.”
Bu, “gökyüzü bize tavan gibi” anlamını gramerle netleştiriyor.

“مَحْفُوظًا” kelimesinin türü: sıfat ama çok şey söyler

مَحْفُوظًا kelimesi:
**نعت (sıfat)**tır
سَقْفًا kelimesini niteler
İkisi de mansûb gelir: سقفًا محفوظًا (ikisi de “-an”)

Bu şu demektir:
“Korunmuş bir tavan”
Ve burada asıl bomba ayrım geliyor:

“محفوظ” ≠ “حافظ” (korunan ≠ koruyan)

Arapçada:

حافِظٌ (hâfız) = koruyan (اسم فاعل / etken)
مَحْفوظٌ (mahfûz) = korunan / muhafaza edilen (اسم مفعول / edilgen)
Ayet “حافظًا” demiyor.
“سقفًا حافظًا” deseydi: “Koruyan bir tavan” olurdu.


Ama ayet diyor ki:
:::::::::: سقفًا محفوظًا = “Korunmuş bir tavan”
Yani sadece “bizi koruyan bir tavan” değil,
kendisi de korunuyor / muhafaza ediliyor.
Bu gramer farkı çok büyük. (keşke bilseydin böyle gereksiz çürüttüm masallarına yatmazdın.)

“السَّمَاء” kelimesinin kapsamı (manyetosferle uyumlu alan)

السَّمَاء kelimesi Arapçada köken olarak “yükseklik”tir ve sadece “bulut” değildir.
سماء = “üstte olan her şey / yukarı katman”
Bu yüzden “semâ” şunları kapsayabilir:
atmosfer katmanları
gök kubbe / uzay çevresi
Dünya’yı saran üst bölge (görünmez alanlar dahil)
Manyetosfer zaten gökte/üstte, Dünya’yı saran görünmez bir kalkan olduğu için “semâ” kavramının içine rahatça girer.

“Korunmuş tavan” ifadesi neden manyetosfer okumasına açılıyor?

Şimdi mantığı Arapça üzerinden kuruyoruz:

Ayet “bizi koruyan tavan” demiyor

Ayetin lafzı:
:::: korunan bir tavan (سقف محفوظ)
Bu, “tavanın kendisinin korunması” fikrini doğurur.

Bizim “görünür tavanımız” atmosferdir

Atmosfer:

meteorların çoğunu yakar
canlılar için yaşanabilir ortam sağlar

Ama ayetin dediği daha ince:
“Bu tavan mahfûz = korunmuş.”

O halde “tavanı koruyan” başka bir sistem de vardır

İşte bu noktada “mahfûz” kelimesi çok anlamlı oluyor:
Atmosfer koruyucu bir tavan
Ama ayet onu korunan bir tavan diye anlatıyor
Atmosferin “korunması” fikriyle en uyumlu modern mekanizma:
Manyetosfer (atmosferin ve canlılığın korunmasına hizmet eden görünmez kalkan)
Yani Arapça mantık şu:
Semâ = tavan
Tavan = mahfûz (korunmuş)

→ O tavanı “koruyan” ilave bir muhafaza düzeni vardır.

“وَهُمْ عَنْ آيَاتِهَا مُعْرِضُونَ” kısmı (işaret/ayet vurgusu)
Son cümle:
هُمْ = onlar (mübteda)
مُعْرِضُونَ = yüz çevirenler (haber)
عَنْ آيَاتِهَا = onun ayetlerinden/işaretlerinden
Yani:
::: “Onun (semânın) işaretlerinden yüz çeviriyorlar.”


Bu da “semâ”nın içinde işaret/kanıt niteliği taşıyan düzenler olduğunu vurgular.
 
Son düzenleme:
Geri
Top