Felsefeye İnananların Bir Yaratıcıya Uzaklaşması...

Era.

80+ Bronze
Katılım
10 Mayıs 2023
Mesajlar
842
Reaksiyon skoru
338
Arkadaşlar genel olarak felsefei, bilim gibi alanlarda çok uzmanlaşanlar genelde artık bir yaratıcı olma teorisinden uzaklaşıyor. Çeşitli dinlerle bilimin gün geçtikçe çelişmesi bazı dini açıklamalarında bu konularda yetersiz kalması benide her zaman düşündürmüştür. Sizce bir yaratıcı var mı?
 
Sanırım bu soruya verilebilecek en kapsamlı cevabı Werner Heisenberg vermiş.

1784987362940.webp
 
Çok iddialı bir söylem. Gerçeklik payı yok. Bunu söylemesi için tanrının olduğunu ispatlaması gerekir. Bununla ilgili şöyle bir paradoks vardır. Tanrıya inana kişi tanrının var olduğunu, inanmayan kişidide yok olduğunu ispat edemez. Din konusu bir inanç meselesidir. İnanmak ve kanıtlamak aynı şey değildir. Yani warner bilim dışı sadece inanca dayalı bir söylemde bulunmuş. Böyle bir şeyi herkes söylebilir.
 
Konu felsefi değil bilimsel. Kutsal kitapların günümüz bilimsel verileriyle çelişmesi bir yana, ahlâkî yönden sıkıntı yaratan durumların bulunması ve bunların "o zamanın şartlarında" denilerek savunulması, kadiri mutlak bir tanrı imajıyla uyuşmuyor.
 
Çok iddialı bir söylem. Gerçeklik payı yok. Bunu söylemesi için tanrının olduğunu ispatlaması gerekir. Bununla ilgili şöyle bir paradoks vardır. Tanrıya inana kişi tanrının var olduğunu, inanmayan kişidide yok olduğunu ispat edemez. Din konusu bir inanç meselesidir. İnanmak ve kanıtlamak aynı şey değildir. Yani warner bilim dışı sadece inanca dayalı bir söylemde bulunmuş. Böyle bir şeyi herkes söylebilir.
Dediklerinde haklısın. Werner'ın bahsetmek istediği şey ise aslında şu: Bilime ve felsefeye merhaba denildiğinde ilkin maddeler, atomlar gibi fiziksel şeyler dikkatimizi çeker. O an sahip olduğumuz yüzeysel bilgiyle tanrının varlığına saçma diyebiliriz. Fakat doğa ve bilim alanında uzmanlaştıkça karşılaşacağımız evrensel uyum, maddesel olarak henüz açıklanamayan gerçekler, kuantum fiziği gibi durumlar bizi tüm bunların arkasında bir yaratıcı güç olduğuna ikna eder.

Pek tabi tanrı var mı yok mu diye bir soru sormak oldukça mantıksız, çünkü konu tamamen inanç konusu.
 
Çok iddialı bir söylem. Gerçeklik payı yok. Bunu söylemesi için tanrının olduğunu ispatlaması gerekir. Bununla ilgili şöyle bir paradoks vardır. Tanrıya inana kişi tanrının var olduğunu, inanmayan kişidide yok olduğunu ispat edemez. Din konusu bir inanç meselesidir. İnanmak ve kanıtlamak aynı şey değildir. Yani warner bilim dışı sadece inanca dayalı bir söylemde bulunmuş. Böyle bir şeyi herkes söylebilir.
Gerceklik payi yok daha da iddiali oldu kral
 
Aslında her ne kadar Dini konulardan uzak durmaya çalışsam da Tanrının var olduğunu Rüyamda iliklerime kadar hissetmiştim.

Rüyada attığım her adım bile aklımda şuan. Ruhum bildiğin bedenimden kopmuştu ve ben başka yerdeydim.
Bence gördüğümün Dinlerde geçen Tanrı inanışıyla hiç bir alakası yok. Çok farklı duygu.

Halam yani Teyzem Kansere yakalandığı gün gecesi uyuduğum zaman ağlayarak gözümü kapattım ve içimde bağırdım Evrende bulunan her mistik varlıktan, Tüm Tanrılardan, İç sesimin frekansını duyabilen herşeyden yardım istedim zamanda geçmişe dönüpte bir anlık evdekileri haberdar etsem diye ameliyatı en azından 3-4 ay önce yapsak diye.

Nereden aklıma geldiyse artık çaresizlik mi diyelim bilemedim.
Yahu arkadaşlar gözümü bir kapadım. Bembeyaz bir odadayım 4x4 metrelik.
Sanki duvarları yeri ve tavanı cam gibi ama hafif işık vuruyor içeriye.
Sol duvarın dışında işıklı cam arkasında Gölgeler geçtiğini hissediyordum hafif hafif beliriyordu gibi.
İleriye 2 adım atarak ön duvara yaklaştım elimi ileriye uzatıp duvardan aynı odanın tekrarına geçtim.
Bu 2. odada Yine aynı odaydı ama sanki Sağ tarafımda benim 2 katı büyüklüğümde bir gölge gibi bir şey durduğunu hiss ediyordum.
Dönüp onun tarafa da bakmıyordum Önümdeki beyaz duvara bakıyordum. Rahattım korkmuyordum.
Sağımda olan bu bilge diyelim 2 Adım ileri atmamla beraber Tüm evrenin yaratılış şeklini bedenime hüpletti.
Sanki konuşmadan etmeden Milyarlarca yıllık tüm olayları bir küçük an içinde öğrenmiş ve onaylanmış gibiydim.
Hayır neden bu şöyle oldu da diyemedim. Tamamdır reis modunda ilerledim önümdeki odaya.
Elimi uzattım 3. odaya duvardan geçtim. Yine Aynı oda gibi ama yukarı tavan artık uzaya açılıyor ve karşımda Tam daire Dünya canlı olarak.
Artık Sol kolumun yanında da benim gibi bir garibanın durduğunu hissettim.
O gariban arkadaşında çok çaresiz olduğunu biliyordum artık nereden biliyordumsa.
Yine 2 adımda Dünyayı ve tüm olup geçen bilgileri bedenime hüpletti. Konuşmadan etmeden anlık bir şey.
Dil desen Dil değil, Frekans desen Frekans değil. Tüm vücut sanki bilgiyi bir anda içine çekiyor. Ve konuşarak anlatmak da mümkün değil.
Gariban arkadaşımla, ben gariban önümüzdeki duvardan geçtik yine. 4. odaya. İkimizin de önünde kutu vardı.
Benim kutumdan 1 yarım elma, eski çalışır bir el saati, 1 dilim ekmek çıktı.
Beni sağ duvara yönlendirdi ve geçtim. Ama geçtiğim oda çok farklıydı. Önümde şeffaf cam duvar vardı. Eski bir evin içini görüyordum.
Evde Eski büyük bir saat orta mekanizması sallanıp çalışanlardan vardı. Sağ tarafta anne ve baba.
Sol tarafta yani anne babanın önünde bir küçük çocuk vardı hasta gibiydi anne ve babası seviniyordu.
Sanki çocuk yeni yeni yürümeyi öğrenmiş gibi eğilip çocuğa gel gel yapıyorlardı.
Bir anlık ben bunları izlerken bulunduğum odanın içinden yüksek ses geldi. Orası sana ait değil oraya bakma diye.
Geri dönüp bulunduğum odaya baktığımda Hastane odasında olduğumu farkettim.
Ortada 1 tek hasta yatağı vardı ve Halam (Teyzem) yatakta yatıyordu.
Yaklaştım kısık sesle sana ne oldu böyle diye sordum ağlayarak. Dönüp bana demez mi?
Askerlikten sonra hiç yanıma bile gelip beni ziyaret etmedin diye? Ben bir anda şaşırdım ve anında hatırladım rüyada bile olsamda.
Çünkü askerlikten sonra Her zaman yanında olmuştum yani.
Bunu farkettiğim anda, bu işte bir terslik var deyip doktor tarafa baktığım anda doktor iğneye serum çektiği gibi Rüyadan zıpladım.
Rüyadan ağlayarak uyanmıştım o derece. Sanki aga ben hiç uyumadım başka bir yere uğrayıp geldim.

İş de bulamıyordum, Bir gün sonra normal maaşlı bir iş var diye komşu koşarak geldi. Allah allah dedim iş için gitmediğim yer kalmamıştı. Nasıl mümkün olduki bu diye?

Zor da olsa çalıştım. Tüm kazancımı teyzemin ilaçlarına harcadım annem gibiydi. Umarım benden şikayetçi olmamıştır.

Sanki rüyada bana gösterildi eğer zamanda geriye gidersen o zaman da aileni unutursun diye.
Askerlikten sonra hiç uğramadın sözü beni çok üzdü.

Neyse ben bunu hiç bir zaman unutmam.
1 Rüya bu kadar detaylarla aklımda kalmışsa o artık benim için rüya değil. Çünkü bizzat yaşadım gördüm, konuştum, duydum ve hissettim.

Yani bildiğim Tanrı öyle oruc bozuldu diye sizi cezalandıracam kafasında değil. Onu sizinde bilmenizi isterim. 🤣
Düzgün yaşayın normal insan gibi. Saf insan olursanız bence size daha fazla önem verir içinizde kurnazlık ve kötülük olmasın.
 
Teyzemi kaybettikten sonra Farkettiyseniz Şeytanın saklı gerçekler kitabını da konu olarak yazmışım forumda.
Rüyanı gördükten 2 yıl sonra karşıma çıkmıştı.

Orda yazılan tek 1 söz beni bu kitapı forumda yayınlamama neden oldu.

Kitapta diyor ki.
Tanrılar insandan enerji alacağını bildikleri için hepsi karar vermişti dünyada kalmaya.
Artık Cennetten tanrıların alemine açılan kapılar kapanmıştı.
Cennet eskisi gibi yerindeydi ama üst tarafı artık açılıyordu uzaya.

(Kitap Eskiden Cennetin içinde yukarı bakılırken kendini baş aşağı ayna gibi göründüğünü anlatıyordu )
 
Felsefe için yorum yapmıyorum ancak bilim insanlarının arasındaki ateistlik oranlarının genel kitleye göre daha fazla olmasının sebebinin bilim insanlarının düşünme biçimi olduğuna inanıyorum. Yani adamlar yıllar boyu evreni kim yarattı, neden yarattıdan ziyade evren nasıl çalışıyor vs. ile ilgilendikleri için bir yerden sonra bu tarzda bir düşünce şekline evriliyorlar bence.
 
Yeni mesajlar Yeni Konu Aç  

Forum istatistikleri

Konular
1,232,151
Mesajlar
11,198,217
Üyeler
200,851
Son üye
borntobewild
   
Geri
Top