Zyvei
80+
- Katılım
- 19 Eylül 2024
- Mesajlar
- 77
- Reaksiyon skoru
- 24
Selamlar herkese, ben Ahmet. 19 yaşındayım, Şubatta 20 olacağım. COVID döneminden beri hayatım ne yazık ki pek eskisi gibi olmadı. Belki okuyan olur, belki olmaz ama aklıma gelmişken içimi buraya dökmek istedim. Belki benim gibi bu yollardan geçen vardır, belki birilerine umut/çıkış olur, en çok da kendimi biraz rahatlatırım maksadıyla bu koca forumda yaşadığım zor şeyleri paylaşmak istiyorum.
Her şey COVID zamanında başladı. O ara liseye yeni geçmiştim (1. sınıftaydım). Ondan önceki günler, aylar bebek gibi bir yüzüm vardı, her şey çok güzeldi. Sonra COVID çıktı; uzaktan eğitimiydi, maskesiydi derken yıllar geçti. 1 yıl uzaktan eğitim bittikten sonra 10 ve 11. sınıfta okula gitmeye devam ettim ama tabii maske takmak hâlâ zorunluydu. 30-40 derece sıcakta o maskeyi hiç çıkarmadan sabah akşam derken, bir gün aynaya baktığımda cildimin adeta mayın tarlasına döndüğünü gördüm. Onun etkisiyle oluşan özgüvensizlik yüzünden maskeyi bir daha asla çıkaramadım. 11. sınıfa geldiğimde zorunluluk bitti ama yüzümün durumu yüzünden ben yine çıkaramadım. O sıcakta, o yüzle o kadar zorlayıcı şeyler yaşadım ki dayanacak gücüm kalmadı ve 12. sınıfta açığa geçtim. Yaklaşık 1 - 1.5 yıl önce açık liseden mezun oldum. Üniversite sınavlarına girmiştim ama istediğim bölüm çıkmayınca boşlamıştım, yani şu an yine evde takılıyorum.
Açık liseye geçtikten sonra doktor doktor gezme süreci başladı. Zoretanin tedavisine başladım, 11 ay kullandım. Yüzümde tek bir sivilce kalmadı çok şükür. Fakat o sivilcelerden geriye yanaklarımda çok belirgin kızarıklıklar, lekeler ve izler kaldı. Yıllardır da durumum aynı. O krem, o sabun, o hap derken 3 seans fraksiyonel lazer, 3 seans altın iğne yapıldı. Üzerine yine çeşit çeşit kremler kullanıldı. Aradan 2 yıl geçti ama yanaklarım hâlâ aynı durumda. Başlarda ailemin yüzüne bile bakamıyordum, şu an yine iyi kötü eskisi gibi değilim ama COVID zamanından beri adeta 4 duvar arasına sıkışıp kaldım. "En son ne zaman sabah akşam kendi başına gezdin, çıktın, yaşadın?" derseniz, COVID öncesi derim.
"Geçer" ümidiyle yıllardır dayanıyorum, sabrediyorum. Her sene "Bu sene benim senem olacak" demeyle geçiyor ama şu durum beni çok yordu. İnanın bu anlattıklarım yaşadıklarımın sadece %20-%30'udur, sizi çok boğmak istemedim. Hatta sırf bu psikolojik durumum ve hassasiyetim yüzünden askerliğimi de 3 yıl erteletmek istiyorum.
Şu hayatta beni mutlu eden nadir şeylerden biri ailem, diğeri ise arka bahçemizde baktığımız canlar. Bu eve taşındığımızdan beri bahçede ve evde en az 20-30 tane kediye bakıyoruz. Beni hayatta tutan, yüzümü güldüren nadir şeylerden biri onlar. Ama kendi derdim varken bir de onların acısını yaşamak çok zoruma gidiyor. Son 1-2 ay içinde gençlik hastalığı yüzünden 4-5 tanesini kaybettik, hâlâ hepsinin acısı ve hikayesi çok ayrı. Bir kedilerim, bir de bilgisayar başında zaman geçsin diye oynadığım oyunlar, izlediğim diziler... Bunlar da olmasa şu an nerede, ne halde olurdum bilmiyorum.
Bu mesajı, bu hisleri her gün, her ay, her yıl onlarca kez yapay zekaya bile yazıyorum. Konuşuyoruz, mesajı kapattıktan sonra hayatımda yine bir şey değişmiyor. Ben asla utangaç ya da asosyal bir insan değilim ama yüzüm böyle olduğundan beri kendimi öyleymişim gibi hissettiriyorlar ve hissediyorum. Yapmadığım çare kalmadı; abur cuburu kes, yağlı yemeyi bırak, bol su iç... En son aileme de sürekli "Beni şuna götür, buna götür" demekten, onca masrafa ve çabaya rağmen çare bulunamamasından mahcup olduğum için daha fazla doktora götürmelerini istemedim.
Yıllardır bu durumların içerisindeyim işte. Belki hayatımı değiştirecek bir söz, güzel bir mesaj ya da bir öneri alırım umuduyla bu yazıyı yazmak istedim. Umarım çok yormamışımdır. Forumu genelde indirimlere bakmak için kullanıyorum ama bugün içimdeki bu yorgunluğu dökmek istedim. Okuduysanız çok teşekkür ederim, her mesajınız için şimdiden sağ olun. Allaha emanet olun.
Her şey COVID zamanında başladı. O ara liseye yeni geçmiştim (1. sınıftaydım). Ondan önceki günler, aylar bebek gibi bir yüzüm vardı, her şey çok güzeldi. Sonra COVID çıktı; uzaktan eğitimiydi, maskesiydi derken yıllar geçti. 1 yıl uzaktan eğitim bittikten sonra 10 ve 11. sınıfta okula gitmeye devam ettim ama tabii maske takmak hâlâ zorunluydu. 30-40 derece sıcakta o maskeyi hiç çıkarmadan sabah akşam derken, bir gün aynaya baktığımda cildimin adeta mayın tarlasına döndüğünü gördüm. Onun etkisiyle oluşan özgüvensizlik yüzünden maskeyi bir daha asla çıkaramadım. 11. sınıfa geldiğimde zorunluluk bitti ama yüzümün durumu yüzünden ben yine çıkaramadım. O sıcakta, o yüzle o kadar zorlayıcı şeyler yaşadım ki dayanacak gücüm kalmadı ve 12. sınıfta açığa geçtim. Yaklaşık 1 - 1.5 yıl önce açık liseden mezun oldum. Üniversite sınavlarına girmiştim ama istediğim bölüm çıkmayınca boşlamıştım, yani şu an yine evde takılıyorum.
Açık liseye geçtikten sonra doktor doktor gezme süreci başladı. Zoretanin tedavisine başladım, 11 ay kullandım. Yüzümde tek bir sivilce kalmadı çok şükür. Fakat o sivilcelerden geriye yanaklarımda çok belirgin kızarıklıklar, lekeler ve izler kaldı. Yıllardır da durumum aynı. O krem, o sabun, o hap derken 3 seans fraksiyonel lazer, 3 seans altın iğne yapıldı. Üzerine yine çeşit çeşit kremler kullanıldı. Aradan 2 yıl geçti ama yanaklarım hâlâ aynı durumda. Başlarda ailemin yüzüne bile bakamıyordum, şu an yine iyi kötü eskisi gibi değilim ama COVID zamanından beri adeta 4 duvar arasına sıkışıp kaldım. "En son ne zaman sabah akşam kendi başına gezdin, çıktın, yaşadın?" derseniz, COVID öncesi derim.
"Geçer" ümidiyle yıllardır dayanıyorum, sabrediyorum. Her sene "Bu sene benim senem olacak" demeyle geçiyor ama şu durum beni çok yordu. İnanın bu anlattıklarım yaşadıklarımın sadece %20-%30'udur, sizi çok boğmak istemedim. Hatta sırf bu psikolojik durumum ve hassasiyetim yüzünden askerliğimi de 3 yıl erteletmek istiyorum.
Şu hayatta beni mutlu eden nadir şeylerden biri ailem, diğeri ise arka bahçemizde baktığımız canlar. Bu eve taşındığımızdan beri bahçede ve evde en az 20-30 tane kediye bakıyoruz. Beni hayatta tutan, yüzümü güldüren nadir şeylerden biri onlar. Ama kendi derdim varken bir de onların acısını yaşamak çok zoruma gidiyor. Son 1-2 ay içinde gençlik hastalığı yüzünden 4-5 tanesini kaybettik, hâlâ hepsinin acısı ve hikayesi çok ayrı. Bir kedilerim, bir de bilgisayar başında zaman geçsin diye oynadığım oyunlar, izlediğim diziler... Bunlar da olmasa şu an nerede, ne halde olurdum bilmiyorum.
Bu mesajı, bu hisleri her gün, her ay, her yıl onlarca kez yapay zekaya bile yazıyorum. Konuşuyoruz, mesajı kapattıktan sonra hayatımda yine bir şey değişmiyor. Ben asla utangaç ya da asosyal bir insan değilim ama yüzüm böyle olduğundan beri kendimi öyleymişim gibi hissettiriyorlar ve hissediyorum. Yapmadığım çare kalmadı; abur cuburu kes, yağlı yemeyi bırak, bol su iç... En son aileme de sürekli "Beni şuna götür, buna götür" demekten, onca masrafa ve çabaya rağmen çare bulunamamasından mahcup olduğum için daha fazla doktora götürmelerini istemedim.
Yıllardır bu durumların içerisindeyim işte. Belki hayatımı değiştirecek bir söz, güzel bir mesaj ya da bir öneri alırım umuduyla bu yazıyı yazmak istedim. Umarım çok yormamışımdır. Forumu genelde indirimlere bakmak için kullanıyorum ama bugün içimdeki bu yorgunluğu dökmek istedim. Okuduysanız çok teşekkür ederim, her mesajınız için şimdiden sağ olun. Allaha emanet olun.